Bilal Zuheyr Annab

Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS)’ın öncülüğünde intifada hareketi başlatılınca Bilâl Zuheyr bu harekete ilk katılanlar arasında yer aldı. Bilâl’in siyonist rejime karşı mücadelede biraz tecrübesi de vardı. İntifadada sürekli ön saflarda yer alarak çevresindeki arkadaşlarına ışık tutuyor, onların önünde bir örnek oluyordu. Siyonist işgalcilerden korkmak diye bir şey bilmiyor ve bu korkusuzluğunu her hareketinde ispat ediyordu. Nablus’un gençleri onun mücadelesinden ve direnişinden cesaret alıyorlardı. Onun cesaretlendirdiği gençlerin ellerinde Nablus’un taşları birer bomba olup siyonist işgalcilerin başlarında patlıyordu. Bilâl’in bölgesinde herhangi bir eylem gerçekleştirilip de onun iştirak etmediği haller çok nadirdi. Arkadaşlarına bir eyleme çıkıp da kendisini çağırmadıkları takdirde Allah’ın huzurunda kendilerinden hesap soracağını ısrarla söylüyordu. İntifadanın başlamasından sonra oturduğu mahalle ilk şehidini verince Bilâl bütün mahalle halkını ayağa kaldırarak şehitlerine karşı son görevlerini yerine getirmelerini istemişti. O ilk şehidin cenazesinin teşyiinde üzerine “lâ ilâhe illa’llah” yazılı Filistin bayrağını ilk kaldıran da Bilâl olmuştu.


Bilâl Zuheyr Annâb 28 Eylül 1967 tarihinde Nablus’ta, mütevazi bir Filistin ailesinde dünyaya geldi. Öğrenimini ilkokuldan itibaren sürekli kendi şehrinde sürdürdü. Okulda dürüstlüğüyle ve arkadaşlarıyla sürekli iyi ilişkiler içinde olmaya çalışan bir öğrenci olmasıyla dikkat çekerdi. Liseyi bitirdikten sonra doğduğu şehir olan Nablus’taki Milli Kurtuluş Üniversitesi’nin İngiliz Filolojisi bölümüne girdi.

Bilâl üniversitenin üçüncü sınıfının son günlerine geldiğinde okuduğu üniversite siyonist yönetim tarafından kapatıldı. Bu tür olaylar işgal altındaki Filistin topraklarında sık sık yaşanır. Filistinli çocukların ve gençlerin devam ettiği öğretim kurumları her an kapatılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu risk Filistinli yavruların geleceklerine ümitle bakmalarını, hatta parlak bir gelecek hayalleri kurmalarını bile önlemektedir. İşte Bilâl de yıllardan beri inşa etmeye çalıştığı binanın çatısına gelmişti ki siyonist rejim önünü kapattı ve binasını tamamlamasını engelledi.

Bilâl siyonist rejimin zalimce kararına rağmen ailesinin ümitlerini boşa çıkarmamak için üniversiteye bağlı ve henüz kapatılmamış olan bir başka bölümde öğrenimine devam etmeye karar verdi. Bu arada maddi yönden zor durumda olan ailesine yardımcı olmak için de babasının manav dükkanında çalışıyordu. Ayrıca fırsat buldukça evinde ve camilerde sohbet halkaları düzenleyerek siyonist rejimin Filistinli gençleri eğitimden mahrum bırakmayı amaçlayan sinsi politikası hakkında arkadaşlarını bilgilendirmeye çalışıyordu.

Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS)’ın öncülüğünde intifada hareketi başlatılınca Bilâl Zuheyr bu harekete ilk katılanlar arasında yer aldı. Bilâl’in siyonist rejime karşı mücadelede biraz tecrübesi de vardı. İntifadada sürekli ön saflarda yer alarak çevresindeki arkadaşlarına ışık tutuyor, onların önünde bir örnek oluyordu. Siyonist işgalcilerden korkmak diye bir şey bilmiyor ve bu korkusuzluğunu her hareketinde ispat ediyordu. Nablus’un gençleri onun mücadelesinden ve direnişinden cesaret alıyorlardı. Onun cesaretlendirdiği gençlerin ellerinde Nablus’un taşları birer bomba olup siyonist işgalcilerin başlarında patlıyordu. Bilâl’in bölgesinde herhangi bir eylem gerçekleştirilip de onun iştirak etmediği haller çok nadirdi. Arkadaşlarına bir eyleme çıkıp da kendisini çağırmadıkları takdirde Allah’ın huzurunda kendilerinden hesap soracağını ısrarla söylüyordu.

İntifadanın başlamasından sonra oturduğu mahalle ilk şehidini verince Bilâl bütün mahalle halkını ayağa kaldırarak şehitlerine karşı son görevlerini yerine getirmelerini istemişti. O ilk şehidin cenazesinin teşyiinde üzerine “lâ ilâhe illa’llah” yazılı Filistin bayrağını ilk kaldıran da Bilâl olmuştu.

Mahallenin ikinci şehidi hemen Bilâl’in önünde vurulmuştu. Ama siyonist askerlerin attığı kurşunlar onun önünde duran mücahidi şehid ederken ona isabet etmemişti. Çünkü onun başka bir zamanı vardı. Yüce Allah buyuruyor: “Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez.” (Lokman, 34)

Bilâl intifada esnasında elindeki megafonla Hamas’ın bildirilerini okuyordu. Yine aynı megafondan bütün Filistinlileri zulme ve işgale karşı tek saf olmaya, birlik ve dayanışma içinde mücadeleye çağırıyordu. “Ey kahraman Filistin halkı! Sizin birlik ve dayanış içinde olmanız gerekir. Vatanınız bir, kanınız bir, düşmanınız aynı ve hepiniz aynı felaketle karşı karşıyasınız…” diye sesleniyordu. Bütün herkes ondan, cesaretinden, korkusuzluğundan ve güzel ahlâkından övgüyle söz ediyordu.

Hamas 47 numaralı bildirisinde 28 ve 29 Eylül 1989 günlerini siyonist işgal askerlerine ve saldırganlara karşı intifadanın ve mücadelenin şiddetlendirilmesi günleri olarak ilan etmişti. Gençler de hemen bunun için hazırlıkları başlatmışlardı.

Bilâl de Hamas’ın çağrısı doğrultusunda intifadayı ve mücadeleyi şiddetlendirme hazırlığı içinde olan gençlerin arasındaydı. 28 Eylül günü öğle namazını kıldıktan sonra arkadaşlarıyla oturup bir süre sohbet etti. İlginçtir ki o gün sohbetinde arkadaşlarına ruhtan ve ruhun yücelmesinden söz etti. Sanki Yüce Allah’ın hazırladığı ulvi makamlar için hazırlanıyor gibiydi. Aynı gün akşam namazını da cemaatle kıldıktan sonra biraz Kur’an okudu. Sonra abdestli haliyle çıkıp caminin kapısında, mücadeleyi hızlandırmaları için bir konuşma yaptı. Sonra arkadaşlarının önüne geçerek onlarla birlikte dışarı çıktı. Arkadaşlarına siyonist askerlerle karşı karşıya geldiklerinde kendisine arkadan taş ve cam parçaları yetiştirmelerini tenbih etti.

Siyonist askerler Hamas’ın bildirisinde yer alan çağrı dolayısıyla endişe içinde olduklarından caminin etrafında tedbir almışlardı. Gençlerin camiden toplu halde çıktıklarını görünce onları korkutmak için ateş ettiler. Ama gençler aldırış etmeyerek direndiler. Önlerinde duran Bilâl de: “Direnin gençler! Allahu Ekber!” diyerek haykırıyordu. Siyonist askerler ateş etmeye devam ettiler ve kurşunlardan biri Bilâl’in kafasına isabet etti. Bilâl de kafasından kanlar fışkırarak ve: “Lâ ilâhe illa’llah Muhammedun Resulullah” diyerek yere düştü.

Bilâl’in arkasındaki gençlerin siyonist askerleri taş ve cam parçası yağmuruna tutmaları üzerine askerler oradan kaçtılar. Arkadaşları Bilâl’i Kadınlar Birliği’nin hastanesine götürdüler ama onun ruhu hastaneye ulaşmadan Rabbine kavuşmuştu.

28 Eylül 1967 tarihinde doğmuş olan Bilâl Zuheyr 22 yıl sonra tam doğduğu günde 28 Eylül 1989’da Rabbine kavuştu ve ruhunu teslim ettikten sonra bile gülüyordu.

filistinin sesi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: