Abdullah El Kavasime


HAMAS’ın askeri kanadının el-Halil komutanı olan, işgal güçlerinin cinayetlerine verilen hızlı cevaplardaki rolünden dolayı “hızlı cevap komutanı” unvanıyla anılan Abdullah Abdülkair el-Kavasime 1960’ta Batı Yaka’nın el-Halil şehrinde dünyaya geldi. Liseyi bitirdikten sonra 1982’de el-Halil Üniversitesi’nin İslami İlimler bölümüne girdi. Ancak ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı üniversite eğitimini tamamlayamadı. Aslen Nabluslu olan ve el-Halil Üniversitesi’nden mezun, halen de el-Halil’de İslami Hayır Kurumu’na bağlı bir şer’i okulun müdireliğini yapan Fethiye el-Kavasime ile evliydi. Altı oğulları ve bir kızları var.

Abdullah el-Kavasime 1992’de işgalciler tarafından Güney Lübnan’ın Mercu’z-Zuhur bölgesine sürgün edilen 417 kişi arasında yer aldı. Bu sürgün sebebiyle bir yıl süreyle Mercu’z-Zuhur’da kaldı.

İlk kez 1988’de işgalciler tarafından tutuklanarak zindana atıldı. Bu tutuklamadan sonra iki ay zindanda kaldı. İkinci olarak 1992’de tutuklandı, sonra da Mercu’z-Zuhur sürgününe gönderildi. Bir yıl sonra işgal devleti bu kişilerin yurtlarına dönmelerini kabul etmek zorunda kalınca, el-Kavasime’nin evine gitmesine izin verilmedi ve tutuklanıp zindana atıldı. Hakkında da 12 ay hapis cezası hükmü verildi. İşgalcilerin zindanından çıktıktan sonra da özerk yönetimin zulmüne maruz kaldı. 1994’te iş başına gelen özerk yönetimin istihbaratı, 14 Ocak 1998’de onu başta Mahmud Ebu Henud olmak üzere aranan bazı Filistinlilere yardım ettiği gerekçesiyle tutuklayarak Eriha Merkezi Hapishanesi’ne attı. Onun Eriha zindanına atılması ikinci bir Mercu’z-Zuhur sürgünü gibi olmuştu. Çünkü özerk yönetimle ilgili anlaşmalar Batı Yaka bölgesini gettolara böldüğünden ailesinin el-Halil’den Eriha’ya onu ziyarete gitmesi çok zor oluyordu. Özerk yönetimin zindanında oldukça kötü işkencelere de maruz kaldı. Bunların içinde psikolojik işkenceler de vardı. Özerk yönetim istihbaratı ve Koruyucu Güvenlik birimi onu aynı zamanda 130 gün süreyle tek kişilik hücreye yani bizim anlayacağımız uygulama tarzıyla F tipine attı. Uzun süre ailesi tarafından ziyaret edilmesine de izin verilmedi. İnsan hakları örgütlerinin ve muhtelif sivil kuruluşların uzun süren çabalarından sonra ancak ailesi tarafından ziyaret edilmesine izin verildi. Fakat sadece aile fertleri tarafından, üstelik sadece yarım saat süreyle ve güvenlik görevlilerinin gözetimi altında ziyaret edilmesine fırsat verildi. Ailesine ve kendisine çektirilen bu eziyetin sona erdirilmesi için el-Halil cezaevine nakledilmesi amacıyla muhtelif sivil kuruluşlar tarafından girişimlerde bulunuldu. Özerk yönetim ancak uzun çabalar sonunda bunu kabul etti. Sonra da evinde murakabe altında tutulmasına karar verildi.

Geçtiğimiz Nisan (Nisan 2003) ayından buyana işgal güçleri tarafından birinci derecede aranan kişi olarak ilan edildi. İşgal güçleri kendisini ele geçirebilmek için muhtelif girişimlerde bulundular. Eşi Ummu Eymen’in verdiği bilgilere göre işgalci askerler bazen onun evini günlerce murakabe altında tutuyor, eve girerek eşyaları dağıtıyor, saklanabileceğini iddia ettikleri şeyleri kırıyorlardı. Bu muamele karşısında Ummu Eymen’in evinin eşyasını dağınık ve çocuklarının elbiselerini de etrafa savrulmuş halde bırakması üzerine işgalci askerler: “Bu şartlarda hayata devam etmektense onu teslim olması için ikna etmen daha iyidir” dediler. İşgal güçleri sadece hanımının evine değil, akrabalarının evlerine de birçok kez baskınlar düzenlediler. Onun bulunabileceği bölgelere baskınlar düzenleyerek insanları kalabalık gruplar halinde gözetim altına alıp saatlerce beklettiler.

İsrail işgal devleti onun birçok eylemi planladığını iddia etti. İşgal devleti bu eylemlerin planlanmasında Ahmed Osman Bedr adlı bir başka şahsın ona yardım ettiğini ve bu kişinin halen hayatta olduğunu iddia ediyor. Şehit edilen Abdullah el-Kavasime’nin planladığı ve büyük bir başarıyla gerçekleştirilmesini sağladığı eylemlerden bazıları şunlar:

21 Kasım 2002: el-Halil’in kazası Beyti Avva’dan mücahit Nail Azmi Ebu Helil’in Kudüs’te bir otobüste gerçekleştirdiği şehadet eylemi. Bu eylemde işgalcilerden 11 kişi öldü, 46 kişi yaralandı.

12 Aralık 2002: Eski el-Halil’de bir işgalci askerle bir silahlı siyonistin öldürülmesi. Bu eylemi gerçekleştiren kişi kaçmayı başarmıştı.

17 Ocak 2003: Ivad el-Kavasimi ile Tarık Ebu Sinine’nin Harsina yahudi yerleşim merkezine girerek gerçekleştirdikleri eylem. Burada aşırı saldırgan görüşleriyle tanınan bir yerleşimci öldürülmüş, dört yerleşimci de yaralanmıştı.

23 Ocak 2003: Yata beldesi yakınında üç işgalci askerin öldürülmesi.

5 Mart 2003: Kudüs’ün Moria caddesinde bir otobüste gerçekleştirilen şehadet eylemi. Mahmud Umran el-Kavasime’nin gerçekleştirdiği bu eylemde işgalcilerden 16 kişi öldürüldü.

7 Mart 2003: el-Halil’in güneyindeki Nafagut yahudi yerleşim merkezine girmeye çalışan iki mücahidin eylemi. Sufyan Ahriz ve Fadi el-Fahuri adlı bu eylemciler yerleşim merkezine giremeden işgalci askerler tarafından şehit edildiler.

10 Mart 2003: Hafız er-Recbi’nin Hz. İbrahim Camisi etrafındaki işgalci askerlere yönelik olarak gerçekleştirdiği eylem. Bu eylemde işgalci askerlerden biri öldürüldü, dördü yaralandı.

5 Nisan 2003: el-Halil’in merkezindeki Kiryat Arba yahudi yerleşim merkezine giren Ala en-Netişe’nin eylemi. İşgalci askerler en-Netişe’yi tespit ettiler ve çıkan silahlı çatışmada şehit edildi.

17 Mayıs 2003: Fuad Cevad Ebu Sinine’nin bir yerleşimcinin ölümüne, dört yerleşimcinin de yaralanmasına sebep olan eylemi.

18 Mayıs 2003: Basim et-Tekruri ile el-Ca’beri’nin Kudüs’te Fransız tepesi yakınında gerçekleştirdikleri şehadet eylemi. Bu eylemde işgalcilerden 6 kişi öldü, onlarcası da yaralandı.

8 Haziran 2003: Velid Ubeydo ile Alauddin el-Fahuri’nin gerçekleştirdiği ve bir işgalci askerin öldürülmesine birinin de yaralanmasına sebep olan şehadet eylemi.

11 Haziran 2003: el-Halil’de 19 yaşındaki Abdulmu’ti Muhammed Salih Şubane’nin gerçekleştirdiği ve 17 işgalci askerin ölümüne 100 askerin de yaralanmasına sebep olan şehadet eylemi.

Bu eylemlerin tamamını HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri üstlendi. el-Kavasime’nin bunların dışında da birçok eylemi planladığı tahmin ediliyor. el-Kavasime özellikle işgalcilerin cinayetlerine cevap amacıyla gerçekleştirilen eylemleri planlamada ve uygulamaya koymada kendini gösteriyordu. Ayrıca el-Kavasime zaman ayarlı bombalar geliştirmesiyle tanınmıştı ve ABD istihbaratı onu bu özelliğiyle tanıyordu. Bütün bu eylemler sebebiyle işgal güçlerinin korkulu rüyası haline gelen el-Kavasime’nin yerinin tespit edilmesi amacıyla son günlerde yoğun bir faaliyet başlatılmıştı. İşgal devleti bu amaçla Batı Yaka bölgesini sürekli havadan tetkik etmeye çalışıyordu.

21 Haziran 2003 tarihinde, Araplara ait olduğu anlaşılan üç arabaya saklanan bir özel işgalci timi akşam saat 21.20’de l-Halil’deki Vadi’t-Tuffah bölgesinde bulunan Ensar camisine geldi. Cami yakınında saklanan özel tim, Abdullah el-Kavasime’nin yatsı namazından çıktıktan sonra bindiği arabaya ateş etti. Hedef alınan arabada sadece el-Kavasime bulunuyordu ve ilk ateşte yaralandı. Ancak özel tim mensupları hedef alınan kişinin o olduğunu kesin anlayınca yoğun şekilde ateş ettiler. Bir süre sonra kalabalık bir işgalci birliği, el-Kavasime ile birlikte olduğunu iddia ettikleri Ahmed Bedr’i arama gerekçesiyle camiyi muhasaraya aldı.

filistininsesi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: