Siyonizm Karşısında Gevşememek

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Şüphesiz Allah size pek çok yerde ve Huneyn gününde yardım etti. O gün çokluğunuz sizi böbürlendirmiş, ancak bunun size bir yararı olmamıştı ve bütün genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti. Sonra da bozularak arkanızı dönüp çekilmiştiniz. Sonra Allah, Peygamber’ine ve mü’minlere güven duygusu (sekinet) verdi, sizin görmediğiniz askerler indirdi ve inkâr edenleri azaplandırdı. Kâfirlerin cezası işte budur.” (Tevbe, 9/25-26)

Beyhaki`nin Delâil`de Rebi` ibnu Enes`ten rivayet ettiğine göre Resûlullah (a.s.), Mekke`nin fethinden sonra Havazin ve Sakif kabileleriyle çarpışmak üzere on iki bin askerle Taif tarafındaki Huneyn vadisine geçti. Bu karşılaşmada müşriklerin sadece dört bin adamları vardı. Bunu gören bir Müslüman (veya bazı Müslümanlar): “Bu kadar az bir topluluk karşısında yenilgiye uğramayız” dedi(ler). Bu tür konuşmalar Resûlullah (a.s.)`ın hoşuna gitmedi. Daha sonra iki ordu karşılaşınca ilk etapta Müslümanlar şiddetli bir saldırıda bulundular ve müşrikler kaçmaya başladılar. Ancak daha sonra müşrikler yeniden toparlanarak Müslümanların üzerlerine saldırdılar ve bu kez Müslümanlar dağıldı. Daha sonra Yüce Allah`ın yardımıyla Müslümanlar yeniden toparlandılar ve müşrikleri yenilgiye uğrattılar. Burada anlatılmak istenen başarının sayı çokluğuna değil Yüce Allah`ın yardımına bağlı olduğudur..

Mesele her zaman sayı çokluğu veya azlığıyla da ilgili değildir. Hiçbir başarıda ve üstünlükte Yüce Allah’ın yardım ve desteğini dikkatten kaçırmamak gerekir. Ayrıca asıl ulaşılması gereken ideali her zaman canlı tutmak ve ona giden yoldaki başarılarla avunarak azmi elden bırakma yanılgısına düşmemek gerekir.

İslâm âleminin işgalci siyonizmle mücadelesindeki asıl ideali bu musibete son vermek ve işgal altında tutulan kutsal beldeyi özgürlük ve bağımsızlığına kavuşturmaktır. Bu ideale giden yolda elde edilen başarılar gevşemeye değil, azim ve kararlılığı güçlendirmeye vesile olmalıdır. Çünkü bu başarılarla ümidin yeşermesi mümkün olacaktır.

Siyonist devletin Lübnan’da hezimete uğratılması işgal altındaki Filistin’de esaret altında yaşayanlar için ümit kaynağı olduysa da Siyonistlerin onlara karşı tutumlarını değiştirmedi. Hatta bir değişiklik varsa o da Filistinli halka yönelik şiddet ve vahşetin dozajının artırılmasıdır diyebiliriz. Siyonist devlet bu yolla hem Lübnan’daki yenilginin acısını çıkarmayı, hem de kendisinin yıpranan tehdit gücünü onarmayı amaçlıyor.

İşgal devleti Filistin’de İslâmî hareketin oturmasını ve uluslar arası çapta kabul görmesini istemiyor. Çünkü o durumda Filistin davasında karşısına Siyonist işgali reddeden ve onu meşrulaştırmayı kesinlikle kabul etmeyen bir hareket geçmiş olacak tümüyle. Bir yandan böyle bir sonuçla karşı karşıya gelmenin önüne geçmek için yoğun çaba harcarken bir yandan da bu sonucun reddi imkânsız bir vakıa olması haline karşı hazırlık yapmaya çalışıyor. Filistin’deki İslâmî hareketi, İsrail işgalini onaylamaya zorlaması böyle bir sonucu artık realite olarak görmek zorunda kalma noktasına gelme hazırlığı olabilir. Ulusal ittifak hükümeti oluşturma çabalarındaki görüşmelerin tam kuyruğa gelindiği sırada tıkanması, bu noktada sürekli HAMAS’ın önüne “İsrail’i tanıma” şartı konmasından kaynaklanıyor. Aslında pazarlık edenlerin bunda çok ısrarlı olduklarını sanmıyoruz. Ama içine girecekleri ittifakın dış güçlerin de onaylayacağı bir ittifak olması için bu şartın kabul edilmesinin zorunlu olduğunun kendilerine telkin edildiği kanaatindeyiz. Siyonist devlet de söz konusu realiteyi kendi açısından risk oluşturmayacak noktaya çekebilmek için çağdaş literatürde “uluslar arası toplum” olarak nitelendirilen “uluslar arası baskı güçleri”nin onayını kendi hesabına değerlendirmektedir.

Kendini “uluslar arası toplum” olarak kabul ettirmek suretiyle emperyalist planlara meşruiyet kazandırma politikalarının global altyapısını oluşturan çağdaş emperyalizm Siyonist devleti zorlayan realiteyi onun istediği noktaya çekme çabalarında başarılı olamayınca işgalcilerin savunmasız insanları hedef alan insanlık dışı saldırılarının önünü oldum olasıya açıyor. Siyonist devlet bundan cesaret alarak son günlerde özellikle Gazze’deki savunmasız insanların üzerine füzeler yağdırdı, yıkımlar yaptı ve önemli katliamlar gerçekleştirdi. Sözde “uluslararası toplum”un dikkatinden kaçan veya görmezden geldiği bu katliamlar, saldırılar ve arka planları hakkında inşallah müteakip yazımızda bilgi vermeye çalışacağız.

Ahmet Varol

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: