Nasrallah: Artık Ümmet İçin Yenilgi Dönemi Sona Ermiştir!

Hizbullah liderini Seyyid Hasan Nasrallah Büyük Zafer Mitingi’nde mahşeri kalabalığa seslenerek “artık ümmet için yenilgi dönemi sona ermiştir” dedi. Hizbullah için onurun her şeyden önce geldiğini belirten Nasrallah, Lübnan’a gelen barış gücü askerlerine ciddi uyarlarda bulundu…

Nasrallah’ın konuşmasının tam metni (II)

Gerçi bu sınavda birçok kişi başarısız, birçok kişi de başarılı oldu. Herkese söylüyorum gelin aramızdaki siyasi meselelerden kaynaklanan tüm sorunları, rekabetleri ve ihtilafları halledelim. Çoğunluktayız ve her şey bizim elimizdedir demek istemiyorum. Gelin ve Lübnan’ın ciddi sorunlarının olduğunu özellikle de savaştan sonra ulusal ayrılıkların baş gösterdiğini görün…

Bizim Müslüman, Hıristiyan veya Şii, Sünni, Dürzi, gibi mezhebi sorunumuz yok. Bizim ulusal siyasi ihtilaflarımız var. Önümüzde stratejik seçenekler bulunuyor. Şiiler, Sünniler, Hıristiyanlar ve Dürziler arasında mevcut bütünsel meseleleri bulmamız gerekiyor. Bütünsel neticelere ulaşmamız gerekiyor. Şiilerden birileri gelip Hizbullah’ın veya Emel Hareketinin sözlerinin dışında şeyler söylediğinde bizi rahatsız ettiğini hissediyordu. Biz, bize muhalif olan bu kardeşlerimizin sözlerinden rahatsız olmadık. Zira bu da göstermektedir ki bizim ihtilaflarımız mezhebi değil, siyasidir. Bakın bize darbe vurmak istediklerinde bile bu bizim faydamıza oldu.

Binaenaleyh ulusal ayrılıklara düştük bu büyük kutlama gününde diyorum ki kimsenin bu ulusal ayrılığı mezhebi veya taifeci ayrılığa dönüştürmesine izin vermeyin. Bu ayrılıkların mezhebi sorunlara dönüşmesine izin vermemek gerekiyor. Bu ateşle oynamaktır ve ülkenin yıkımıdır.

Böyle bir şeyin gerçekleşmesine izin vermemeliyiz. Birbirimizle rekabet ederiz, ihtilaflarımız olur, mücadele ederiz, medyada veya seçim alanlarında eleştiririz, bunların tümü demokrasidir. Bunlar sorun değildir, mezhebi sorun olmaması gereken bir sorundur. Birçok tehlikeli sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunlarla baş edebilmek için diyoruz ki Lübnan’daki bugünkü hükümet, ihtilafları çözemez. Sorunun tek çözüm yolu ulusal birlik hükümeti kurmaktır.

Ulusal birlik hükümeti derken kimsenin hükümetini devirmekten bahsetmiyorum. Kimseyi sorgulamak istemiyorum. Tekrar söylüyorum gelin el ele verip Lübnan’ı koruyalım ve savunalım.

Lübnan’ı yeninden inşa etmemiz ve onarmamız gerekiyor. Ülkeyi korumamız gerekiyor. Lübnan’ın birliğini sağlamamız gerekiyor. Bugünkü hükümet Lübnan’ı koruyamaz. Lübnan’ın onarımını ve birliğini gerçekleştiremez. Hükümet yapamaz derken birilerini silelim demiyorum. Dediğim şey gelin bir kez daha ülkeyi koruyalım ve onu savunalım.

Ulusal birlik hükümeti kurulması bir medya sloganı değildir. Vakit harcamak veya müttefiklerimi razı etmek gibi bir niyetim yok. Böylesi bir hükümetin kurulması planı ciddidir, bu konuda tüm gücümüzle çalışmalıyız.

Güçlü ve temiz bir hükümetin kurulması meselesi ele alınırken insaflı bir seçim kanunu konmalıdır. Bu kanunla tüm siyasi ve mezhebi gruplar gerçekten hükümette pay sahibi olduğunu hissetmelidir. Hiçbir grup veya taife yenildiğini düşünmemelidir. Meselenin tek çözüm yolu budur.

Bize ambargo koyarak Lübnan’ı korumak mı istiyorlar? Alman Başbakanı İsrail’in korunması gerekiyor dedi. Onlar denizden geliyor, havadan ve karadan muhasara ediyorlar. Onlara şunu söylüyorum denizden, havadan, karadan muhasara edin; ama bu Lübnan’ı ve Direniş’in silahını zayıflatamayacak.

33 günlük savaşta biz çok daha uzun süreli savaşa hazırdık. O savaşta gösterdiğimiz, kapasitemizin küçük bir bölümüydü. Bint Cubeyl’de 12 bin füze saydılar. 12 bin füze fırlattık diye istatistik verdiler. Lübnan’ı denizden, havadan ve karadan muhasara etmek isteyenlerin tümüne söylüyorum: Şu an Direniş sizin sandığınızdan çok daha güçlüdür.

20 binden fazla füzemiz var. Direniş, bu büyük savaşın bitmesinden çok kısa bir süre sonra tüm gücünü yeniden yapılandırdı ve silah gücünü takviye etti. Direniş, savaş zamanından çok daha güçlüdür. Çünkü bir savaş tecrübesini geride bıraktık, yeni iradeye ve yeni güce sahibiz. Direniş’in zayıfladığını ifade edenlere bir kez daha söylüyorum: Yanılıyorsunuz, Direniş bugün her zamankinden daha güçlüdür.

Direniş’in gücü ve silahı konusunda herkese şunu söylüyorum, kendinizi soğuk suyla sakinleştirin, rahat olun biz çok güçlüyüz.

(Lübnan Halkı) Emin olun ki tüm esirler ve evlatlarını size geri döndürülecek. Direniş adına size vaatte bulunuyorum. Tüm dünya toplanıp gelse ve şu iki İsrail askerinin serbest bırakılmasını istese de bunu yapamayacak, çünkü bu konu yalnızca müzakere ile çözülecek.

Tüm dünya toplanıp geldi ve iki esirin serbest bırakılmasını istedi; ama yapamadılar, çünkü bizim tüm esirlerimiz serbest bırakılmadıkça bu iki esir de serbest bırakılmayacak.

İkinci mesele olarak Şeba Çiftlikleri, Kefer Şuba Tepeleri ve bu bölgenin etrafındaki tüm köyler konusunda ortaya konan endişeler karşısında şunu söylüyorum: Bu bölgelerden, hatta Lübnan’a ait bir karış topraktan vazgeçmeyeceğiz.

O dönemde siyasi müzakerelerde Şeba Çiftliklerinin kurtarılması konusunda çok uygun bir fırsatın olduğunu belirttik, Amerikalılar da buna olumlu baktılar. Fakat daha sonra tersine hareket ettiler ve bugün Şeba Çiftliklerini Lübnan’a geri veremeyiz dediler. Niçin? Çünkü zaferi Hizbullah’a takdim etmek istemiyoruz. Onlara şunu söylüyorum: Şeba Çiftliklerini kime istiyorsanız verin, zaferin kime ait olduğunu söylüyorsanız söyleyin; fakat Şeba Çiftliklerini bize geri vereceksiniz. Her ne şekilde olursa olsun bunu yapacaksınız.

Siyasi birlik, ulusal birlik ve direniş birliği, Şeba Çiftliklerinin geri verilmesine sebep olur. Şunu ilan ediyorum bu çiftlikler şu an kurtarılmak üzeredir. Şimdiye kadar yapılan tüm ihlallere rağmen Lübnan ordusu ve ulusal ordumuz şu an güney Lübnan’dadır.

Şu an UNIFIL güçlerinin sayısı 5 bine ulaştı. Her Lübnan tankı ve her Lübnan aracı güneyde hedef alınıyor. Bugün artık bizim için sınır kalmadı, kim isterse güneyden içeri girebiliyor. Şunu söylemeliyim ki bu mesele Lübnan ordusunu ilgilendirmiyor. Ordumuz güçlü ve kahraman bir ordudur, ordunun subayları da Direniş’in kardeşleridir. Mesele, siyasi kararla ilgili bir meseledir.

Lübnan hükümeti ülkenin ordusunu sadece ateşkes ihlallerini sayan değersiz bir birliğe mi çevirecek. Bu durumu ordu ve Direniş asla kabul etmeyecek. Bizim ordumuz, hükümet tarafından görevlendirilmiş ateşkes ihlallerini saymakla görevli birer asker değildir. Ordu, ülkeyi ve milleti korumakla görevlidir. Bugün ülkenin güneyi saldırıya uğramakta ve sınırlar saygın görülmemektedir.

Bugün hükümetin siyasi kararı nedir? Şimdiye kadar 1701’i ihlal etmemiş olmak için bütün bunlara sabrettik. Çünkü eğer ihlal edecek olursak tüm dünyada velveleler kopacak feryatlar yükselecekti.

Emin olun ki çok fazla sabretmeyeceğiz. Bizi iyi dinleyin eğer Lübnan devleti ve hükümeti ülkeyi ve milleti koruma görevinde kusur gösterirse, halk tıpkı 1982’de olduğu gibi kendi görevini yerine getirecek ve ikinci defa sorumluluğu üstlenecektir.

Siyonistlere de söylüyorum: Eğer güvenlik garantileri almışsanız bundan haberdar değilim. El altından veya masa başında bir şeyler aldıysanız bundan habersizim; ama sie şunu söyleyeyim bu garantiler Lübnan milletini ve Direniş’ini bağlamaz.

Binaenaleyh, milleti orduya destekçi kılmalıyız. Orduyu korumalı ve en iyi askeri teçhizatlarla ülkenin güneyinin korunması için donatmalıyız. Ordu ülkenin güneyinin koruyucusu olmalıdır. Güneydeki camilerimizin, kiliselerimizin ve çiftliklerimizin bekçisi olmalıdır. Sanki UNIFIL güçleri güneyde bunların hepsinden daha azizdir.

Size hoş geldiniz dedik, bugün de diyoruz. Sizin (UNIFIL) açık bir göreviniz var ve Lübnan ordusuna yardım etmelisiniz. Hizbullah aleyhine casusluk yapmak veya onun silahını almak gibi bir göreviniz yok. Kufi Annan da bu meseleyi söyledi, tüm yetkililer de bu meseleye değindi. Şimdiye kadar UNIFIL’e katılan hiçbir ülkeden güçlerini Lübnan’ı korumak için gönderdiklerini söylediklerini duymadım. Onlar bizden utanıyor. Onlar gerçekten bizden utanıyor. Zira İsrail’i korumak için geldiler. Onların görevi var ve bu görevi yapacaklar.

Lübnanlı liderlerin şunu dikkatle dinlemesini istiyorum. Bazı istihbaratlar aldım bu uluslar arası gücü Direniş’le çatıştırmak istiyorlar. Bazı toplantılar duydum, uluslar arası gücün varlığı Lübnan’daki güç dengesinin yeniden kurulmasına sebep olacak denmiş. Bu sözler son derece tehlikelidir.

Uluslar arası güçler belli bir görevle geldiler ve başka bir işe karışmamalıdır.

Kimseyle siyasi polemiğe girmek istemiyoruz. Savaş sırasında hepinizden birçok incitici sözler duyduk. Savaştan sonra da Direniş’e ve bana karşı siyasi saldırılar ve medya hücumları devam etti; ama son açıklamayla melse artık tahammül edilmez bir hale geldi. Direniş’e yönelik istihbarat saldırıları son derece arttı ve kabul edilemez bir hal aldı.

Her şeyi anlayabilir ve kabul edebiliriz; ama siyasi grupların toplanıp temsilcileriyle, liderleriyle ve büro yetkilileriyle bize karşı harekete geçmelerine tahammül edemeyiz. Daha sonra da gelip Lübnanlılara şunu söylüyorlar: “Bu savaş İran için, İran’ın nükleer meselesi için yapıldı. Bu savaş Suriye için yapıldı, Refik Hariri ile ilgili uluslar arası mahkemeyi bitirmek için yapıldı.” Gerçekten artık bunlara tahammül etmeyiz.

İran İslam Cumhuriyeti’ne ve onun rehberi İmam Hamenei’ye yönelik sevgimizi ve kardeşliğimizi, ilan ediyorum; Suriye Lideri ile kardeşliğim var, Suriye halkına saygı duyuyorum, bütün bunlarla birlikte biz bağımsızlık yanlısıyız ve tarafsızız.

Geçmiş, bizim doğru söylediğimize tanıklık ediyor, araştırın görün. ABD ve İsrail’in başlattığı bu savaş, Rice’ın ifadesiyle Yeni Ortadoğu üretmek içindi. Diğer yetkililer de bu savaşın iddiasındaydılar. Gerçekten hangi akıllı adam bu savaşa bizim sebep olduğumuza inanır.

Bu meseleyi nasıl da tersine çevirip yansıtıyor ve “bu savaş İran’ın nükleer meselesi için ve uluslar arası mahkemenin bitirilmesi içindi” diyorlar. Bu sözler gerçekten çok çirkin ve aşağılayıcıdır. Benim giydiğim elbiseme ve sahip olduğum konumuma saygı duyan ve bana bu polemiklere girmememi söyleyenlere sabrın da bir sınırı vardır; benim elbisem ve konumum bu milletten daha şerefli değildir diyorum. Herkesten polemiklere son vermesini istiyorum. Çirkin ve aşağılayıcı ifadeleri görmezden gelsinler ve makul ölçülere çeksinler; zira hepimizin yazgısı ortaktır.

Millete ve Direniş’e hakaret karşısında sessiz kalmıyorum. Birkaç gün önce içerideki büyük liderlerden biri dedi ki “bu sözleri söylemeyin, kimsenin Lübnan halkı Direniş’i düşünmüyor demesine izin vermeyiz” dedi. Bu hakareti kabul etmeye kim razı olur, hiç kimse. Ben onların taraftarlarının oyu milliyetçi olsa buna saygı duyacağım; ama kimsenin millete ve Direniş’e hakaret etmesine izin vermem. Hakaret edilmişse de özür dilenmelidir.

Biz kitle partisi değiliz, özel bir grup değiliz, benim babam ağa değildi, büyükbabam da ağa değildi. Bizden hiç kimse ağa değildi. Siyasi polemik peşinde değiliz. Bu sorunun çözümü için her türlü kanaldan getirilecek diyalog önerisine açığım. Hükümet oluşturabilecek kişiler arasındayız; ama onurumuz ve değerimiz var. Onur bizim için her şeyden üstündür. Kimsenin onurumuzu ve değerimizi sorgulamasına izin vermeyiz. Onurumuz için yıkılan evlerimizin onurumuzun heder edilerek yapılmasına izin vermeyiz. Midelerimizin onurumuz bahanesiyle dolmasına izin vermeyiz. Bu bizim kaderimizdir. Bu çerçevede herkesten doğru bir şekilde ıslah edici olmasını, yanlış planlamalar içerisine girmemesini istiyorum.

Bir kez daha şehitlere selam gönderiyorum.

Size vaat ediyorum 2002 yılında Bint Cubeyl’deki buluşmamızda söylediğim gibi diyorum ki Lübnan halkı, Filistin halkı, Arap ve Müslüman halkları, 2000 yılından bu yana zaferler başlamış, yenilgiler sona ermiştir, yenilginin yaşanması artık imkansızdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: