Yüzbinler İsrail’i lanetledi

Saadet Partisi Van İl Teşkilatı’nın düzenlediği “İsrail’i Tel’in Filistin’e Destek” mitingine katılan onbinler İsrail zulmüne lanet yağdırdı.
Van’daki mitingde yüzbinler, Türkiye’nin izlemesi gereken politikaları haykırdı

Bu mesaja kulak verin

* Türkiye, BOP Eşbaşkanlığı’ndan derhal çekilmeli
* İKÖ, Arap Birliği ve D-8 harekete geçirilmeli ve derin sessizlik kırılmalı
* İsrail Büyükelçiliğimiz derhal geri çekilmeli ve Barış Gücü’ne kesinlikle asker gönderilmemeli
* Filistin ve Lübnan için ‘işgali ve katliamları’ durdurun konulu imza kampanyaları tertip edilmeli
* Başbakanımız, bakanlar ve parlamentodan bir heyetle Filistin’e ve Lübnan’a destek ziyaretinde bulunmalı
* TBMM’deki ‘İsrail Dostluk Grubu’ derhal fesh edilmeli

İsrail nihai vuruşunu yapmak istiyor
Saadet Partisi Van İl Teşkilatı’nın düzenlediği “İsrail’i Tel’in Filistin’e Destek” mitingine katılan onbinler İsrail zulmüne lanet yağdırdı. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, İsrail’in son dönemlerde daha da saldırganlaştığına dikkat çekerek, “Siyonistler, ‘Arz-ı Mevud’u gerçekleştirmek için günümüzün şartlarından istifade etmek istiyor. Eroin kullananların ‘altın vuruş’u gibi İsrail de bölgeyi ve dünyayı bu şartlar içinde bulmuşken, nihai vuruşunu yapmaya çalışıyor. Yoksa bir daha bu şartlara sahip olmasının imkânı olmadığını herkesten çok iyi biliyor. Bölgenin kan gölüne döndürülmesinin esas nedeni budur” dedi.

İsrail Büyükelçiliğimiz geri çekilmeli
Türkiye’nin bölgenin ‘Amiral Gemisi’ olduğunu kaydeden Kurtulmuş, “Ankara eğer ciddi ve tutarlı politikalar oluşturur, dirayet ve cesaretle bunları uygulayabilirse, hem kendi geleceğini kurtarmış olur, hem de bölgesel ve küresel adil bir barışın kurulmasına öncülük yapmış olur” ifadelerini kullandı. AKP hükümetini Lübnan’ı destekleyici daha net ve cesur politikalar üretmeye çağıran Kurtulmuş, barışın bir an önce sağlanması gerektiğine işaret etti.

YUSUF KARA / VAN
Saadet Partisi Van İl Teşkilatı’nın düzenlediği “İsrail’i Tel’in Filistin’e Destek” mitinginde konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, İsrail’in son dönemlerde daha da saldırganlaştığına dikkat çekerek, “İsrail’in doğuşundan bu yana dünya Siyonizm’inin Yahudi toplulukları bölgeye yerleştirmekte ne kadar zorluk çekmekte olduğu biliniyor. Zengin ve yeryüzünün kaynaklarını sömüren Batılı ülkelerdeki Yahudi cemaatlerinin aksine, Filistin topraklarına yerleştirilen nispeten daha fakir Yahudi yerleşimciler de yaşanan güvenlik sorunları nedeni ile bir türlü bölgeye entegre olamıyor. Ayrıca dışarıdan getirilen yerleşimciler, örneğin Falaşalar gibi yerli Yahudiler tarafından yabancı muamelesine tabi tutuluyorlar. Dolayısı ile İsrail ciddi bir insan gücü azlığı problemi ile karşı karşıya. Bu durumda İsrail’in bölgedeki yayılmacılığının aslında bir sınırı olduğunu ortaya koyuyor. Onun için de yeni utanç duvarlarını inşa ediyorlar. Bu duvarlar Filistin’i kuşatma altına alıyor ama İsrail’in de kısıtlarını açıkça ortaya koyuyor. Bu kısıtı en iyi de İsrailli yöneticiler bilmektedirler. Bundan dolayı İsrail ‘Arz-ı Mevud’u gerçekleştirmek için günümüzün şartlarından istifade etmek istiyor. Eroin kullananların ‘altın vuruş’u gibi İsrail de bölgeyi ve dünyayı bu şartlar içinde bulmuşken, nihai vuruşunu yapmaya çalışıyor. Yoksa bir daha bu şartlara sahip olmasının imkânı olmadığını herkesten çok iyi biliyor. Bölgenin kan gölüne döndürülmesinin esas nedeni budur” dedi.

Eyyamcı politikalara sığınıyorlar
Kurtulmuş, İslam dünyasının tarihi boyunca en pasif ve çözülmüş dönemini yaşamasının da İsrail’i cesaretlendirdiğine dikkat ekerek, “Filistin konusunda ortak bir tavır sergilenemiyor. Geçmiş dönemlerde bütün Arap ülkelerinin bir numaralı resmi dış politika konusu Filistin davası idi. Ama artık neredeyse Arap ülkelerinin yönetimlerinin Filistin’i ağızlarına almaz olduklarını görüyoruz. İslam ülkelerinin yöneticileri BOP’un kılıcından kendilerini kurtaracaklarını sandıkları eyyamcı politikaların ardına sığınmayı tercih ediyorlar” şeklinde konuştu.

İnsanlık Müslümanlığın diriltici sesini arıyor
Tüm dünyada yeni bir uyanış dalgasının geliştiğini dile getiren Kurtulmuş, “200 yıldır dünyaya tüm değerleri, teknolojisi, bilimi, medyası, askeri gücü ve kültürü ile hâkim olan bir uygarlık Batı uygarlığı. Batı uygarlığı kendi değerleri ile çelişiyor, can çekişiyor. 200 yıldır dünyaya hâkim olan bu uygarlığın meyveleri ortadadır. Savaşlar, katliamlar, açlıklar, kıtlıklar, küresel kaynakların haksız kullanımı, küresel sömürü, çevrenin tahrip edilmesi, gelir dağılımındaki inanılmaz eşitsizliğin üretilmesi, çifte standartlar, tecavüzler, yağmalar… Aslında Siyonist yayılmacılığı, Batı emperyalizminin bölgede ürettiği, beslediği ve büyüttüğü bir ideolojidir. Tam da bu noktada, tüm dünyada insanlar, küresel yoksulluğa karşı, insani değerlerdeki yozlaşmaya karşı ve küresel kültürel emperyalizmin yerel kültürleri baskı altında tutma hatta yok etme çabalarına karşı yeni bir duruşu, yeni bir sesi bekliyorlar. İnsanlık bir arayış içerisinde. Hz. dem’den bu yana insanların ortak erdemlerinden olan özgürlüğü, adaleti ve refahı tüm insanlara sunmaya aday yeni ve güçlü bir ses arıyorlar. Ortadoğu’da, Filistin topraklarındaki gelişmeler bu paraleldedir. İşbirlikçilik devrini tamamladı. Küresel köyün kavalcılarının artık ikindi vakti geldi. Milletlerine kimliklerini yeniden sunan siyasetler bölgenin geleceğini inşa edecek” ifadelerini kullandı.

Türkiye öncü rolü üstlenmeli
Türkiye’nin bölgenin ‘Amiral Gemisi’ olduğunu kaydeden Kurtulmuş, bölge ile ilgili izlemesi gereken politikayı şöyle açıkladı: “Türkiye eğer ciddi ve tutarlı politikalar oluşturur, dirayet ve cesaretle bunları uygulayabilirse, hem kendi geleceğini kurtarmış olur, hem de bölgesel ve kürsel adil bir barışın kurulmasına öncülük yapmış olur. Bu çerçevede yapılması gereken çalışmalardan bazıları şunlardır: Türkiye BOP Eşbaşkanlığı’ndan derhal çekilmelidir. Hükümet İslam Konferansı Teşkilatı, Arap Birliği ve D–8 gibi Müslüman ülkelerin birliklerini aktif olarak harekete geçirmeli ve bu kuruluşların ortaya koydukları derin sessizlik ve teslimiyeti kırmalıdır. Hükümet derhal İsrail’deki büyükelçiliğimiz geri çekmelidir. Türkiye bunu yaparsa, Arap ve İslam ülkeleri aynı adımı atmak zorunda kalacaktır. Türkiye Filistin ve Lübnan işgali konusunu sürekli olarak dünya gündemine taşıyacak dış politika ataklarını yapmalıdır. Hükümet Lübnan ve Filistin’e yapılacak insani yardımlar için koridorlar oluşturmalı ve bu yardımların en acil ve üst seviyede yapılmasını temin etmelidir. Başbakan, bakanları ve parlamentodan bir heyetle Filistin ve Lübnan’a destek ziyaretinde bulunmalıdır. Türk-İsrail dostluk grubu derhal feshedilmelidir ve İsrail kınanmalıdır. Bütün siyasi partilerin temsil edildiği geniş bir heyet bölgeye acil destek ziyaretinde bulunmalıdır. Saadet Partimizin düzenlemiş olduğu mitingler ve bu mitinglere halkın teveccühü her türlü takdirin üstündedir. Ancak milletimizin konuya hassasiyetini ortaya koyacak, bütün kesimlerin iştirak ettikleri milyonların katıldığı dev bir miting organize edilmelidir. Türkiye’nin tüm şehirlerinde ‘Filistin ve Lübnan’a Destek Geceleri’ düzenlenmelidir. STK’larımız ‘Filistin Ortak Yardım Kampanyaları’ düzenlemelidir. Büyük imza kampanyaları tertip edilmelidir. Bunlardan biri, ‘İşgali ve Katliamları Durdurun’ ismiyle BM’yi muhatap alacak bir kampanya, diğeri ise hükümetin İsrail’le ilişkilerini gözden geçirmesini hedefleyen ‘Zulme Yardımcı Olmayın’ isimli kampanya. Türkiye Lübnan’a yerleştirilecek barış gücüne kesinlikle asker yollamamalıdır.”

MİLLİ GAZETE

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: