Zulüm ve Yahudi Teolojisi

Suat Öztürk / Gelenek

İsrail Başbakanı Olmert, geçtiğimiz günlerde şöyle bir söz sarfetti: “Hiçbir ülke İsrail’e ahlak dersi veremez. İsrail, binlerce yıllık Yahudi geleneğinin bir parçası olan en yüksek ahlaki değerlere bağlı”

İlk duyduğumda gülmekle ağlamak arası bir hâl aldığımı hatırlıyorum.

Şaşkınlığımı atınca aklıma geçtiğimz hafta İsrail Hahamlar Şurasının verdiği fetva geldi. Hahamlar Şurası’nın söz konusu fetvasında “Tevrat, savaş sırasında kadınların ve çocukların öldürülmesini caiz görmektedir, Gazze”de ve Lübnan”da kadınlara ve çocuklara acıyanlar, İsrail’deki kadınlara ve çocuklara vahşi bir gözle bakıyor demektir” ifadesi yer almakta.

Olmert’in sözleri ile bu fetvayı birlikte okuduğumuzda bu “yüksek ahlak”ın en azından önemli bir kısmının nasıl bir tezahürü olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Peki Hahamlar Şurası’nın fetvası nereye dayanıyor? Bu fetvadaki vahşeti anlayabilmek için önce Yahudiliğin nasıl bir din olduğunu bilmek gerek.

Bilindiği gibi Yahudilik bir “millî” dindir. Yani sonradan Yahudi olmak mümkün değildir. Hatta Yahudi olmak için sadece babanızın Yahudi olması bile yeterli değildir; mutlaka annenizin Yahudi olması gerekmektedir. Irkçılıktan başka bir anlam ifade etmeyen bu dinî anlayış Yahudiliğin temelidir. Yahudiliğe göre yahudi olmayanlar “goyim” olarak adlandırılır. Yahudiler’e göre “Goyim” ler aşağı varlık statüsündedirler. Ayrıca Yahudiler sanılanın aksine Hristiyanları ve Hz.İsa’yı da hiç sevmezler.

Bakınız Mustafa İslamoğlu bir yazısında Yahudi teolojisi hakkında neler söylüyor:

“Bir Müslüman, Hz. Musa’ya da Hz. İsa’ya da iman etmeden Müslüman olamaz, değil mi?

Fakat, Yahudi akidesini Tevrat’tan daha fazla belirleyen “geleneğin” tepesinde yer alan Talmud’un (5. bl.) Hz. İsa’ya bakışını merak etmez misiniz? Çünkü bu bakış açısı Yahudi dini geleneğiyle ırkçılığın nasıl iç içe geçtiğini göstermesi açısından manidar. “İsâ hakkında birçok edebe aykırı cinsel ithama ilaveten Talmud, onun cehennemde kaynayan dışkının içine daldırılacağını belirtir” (s. 49)

Yine Allah’ın indirdiği haliyle Tevrat ve İncil’e iman etmek bir Müslüman için Kur’an’a iman kadar şarttır. Bozulmuş haliyle dahi bir Müslüman’ın kutsal kitaplara saygısızlık etmesi düşünülemez. Fakat Yahudi dini geleneği “goyim”in kitabına hakareti dini bir emir telakki ediyor:

“Yahudiler’in ellerine geçen Yeni Ahid’in (İncil) her hangi bir kopyasını eğer mümkünse kamuoyu önünde yakma yükümlülüğü vardır. Bu ilke kağıt üzerinde kalmayıp bugün bizzat uygulanmaktadır. 23 Mart 1980 tarihinde Kudüs’te yüzlerce İncil nüshası, kamuoyunun gözleri önünde ve törenle İsrail Din İşleri Bakanlığı’nın desteklediği Yahudi örgütü Yad Le’akhim’in gözetiminde yakılmıştır.” (s. 50)

[….]

Her Yahudi, Tevrat okumaya geçmeden şu “Beraha”yı okumak zorundadır:

“Baruh Ata A-do-nay, E-loenu Meleh Aolam, Aşer Bahar Banu Mikol Aamim, veNatan Lanu Et Torato!” (= Tüm dünya milletleri arasından bizi seçen ve bize Tora’sını veren Evrenin Kralı, Sen, Tanrımız: Kutsalsın).

Boşuna değil her Yahudi’nin kendisini “dünyanın merkezi”, yani “insanlığın efendisi” olarak görmesi. Yukarıda dile getirdim, bir Yahudi’nin iman esasıdır bu. Kur’an onların bu “kutsal ırkçılığını” veciz bir ifadeyle özetlemiş (Maide 18).

Bu yüzden olsa gerek, Talmud Zeyli olan ve İsrail’de sudan ucuza dağıtılan Hesronot Shas adlı “ilmihalde”, bir Yahudi bir mezar önünden geçerken mezarda yatanlar Yahudi’yse dua etmesini, değilse (Jeremiah 50.12′ye uyarak), mezardaki ölülerin annelerine lanet etmesini şart koşar.

[…]

Kabalist geleneğe ait Shevet Musar adlı ahlak kitabında yer alan “Yahudi kadın şu dört şeytani varlıkla karşılaşmaktan kaçınmalı: goyim, domuz, köpek, maymun” ilkesine ne derler acaba? Pekii “Halacha’ya göre tüm goyim (Yahudi olmayan) kadınların fahişe olarak kabul edilir” hükmüne?”

Yazar Ali Ünal’da bir yazısında Yahudi Teolojisi ve yansımaları için şunları söylüyor:

“İsrail’in yarım asra yakındır Filistin’de uyguladığı politikalar, sınır tanımaz zulüm ve katliamlar, Jewish Fundamentalismin Israil’in kendileri de birer Yahudi olan yazarları Israel Shahak ve Norton Mezvinsky’ye göre, dinle kaynaştırılmış ve dünyayı Yahudi olan ve olmayan şeklinde ikiye bölen en ayrımcı bir ırkçılıktan kaynaklanmaktadır. Shahak ve Mezvinsky, bütün milletlerin karşı çıkması gerektiğini ifade ettikleri bu ırkçılığın Talmud’a dayandırıldığını belirtmekte ve şöyle yazmaktadırlar: “Talmud der ki: Birbirine zıt iki ruh vardır: Yahudi olmayan ruh şeytanî âleme aittir; Yahudi ruh ise, kudsiyet âleminden gelir.” Yahudi köktendinciliğinde Mesihî akımın babası olan Rabbi Kook, şöyle der: “Bir Yahudi’nin ruhu ile Yahudi olmayanların ruhları arasındaki fark, insan ruhu ile hayvan ruhu arasındaki farktan daha derindir.”

Şu ibretlik satırlar da hem Ali Ünal’ın hem de M.İslamoğlu’nun alıntı yaptığı İsrael Shahak’ın “Yahudi Tarihi-Yahudi Dini‿ adlı kitabından:

“1980 yılı yazında, Yahudi teröristler tarafından düzenlenen ve Nablus Belediye Başkanı Bassam Shak’a’nın iki bacağını; Ramallah Belediye Başkanı Kerim Hallaf’ın da kolunu kaybettiği saldırı ardından bir grup Yahudi Nazi, Tel Aviv Üniversitesi’nin bahçesinde toplanmıştı. Bu grup, birkaç kediyi kızartmış ve Arap belediye başkanlarının kopan etlerinden yapılmış “şiş kebap” olarak yoldan geçenlere sunmuştur. Bu korkunç partiye -benim gibi- şahit olanlar; şu anki bilgi düzeyi ile bu tür bir korkunçluğu tanımlamanın mümkün olmadığını itiraf etmişlerdir.” (s. 125, dn. 25)”

Bu sapkın ruh hali Yahudi Teolojisine yani onun kaynağı olan Muharref Tevrat’ın da içinde bulunduğu Eski Ahit’e dayanıyor. Kuşkusuz bütün Yahudiler aynı ruh haline sahip değil. Aralarında zulme karşı çıkan, merhametli, siyonizm vahşetine ateş püsküren ehl-i insaf Yahudiler de var. Fakat ne sayıları yeterli geliyor; ne de sesleri duyuluyor.

İslam inancına göre Hz. Musa’ya indirilen İlahi Vahy ile bugün Yahudilerin kutsal olarak kabul ettikleri metinlerin arasında dağlar kadar fark vardır. Ancak yine de içinde Vahy-i İlahi’den çok cılız da olsa esintiler taşımaktadır. Allah’a içten bir şekilde yönelmek, şükür, Allah sevgisi, teslimiyet, adalet, şefkat zulme ve haksızlığa karşı durma, merhamet vb. gibi. Yahudilerin bunlara ne kadar uyup uymadığı ise izahtan varestedir.

Tevrat zamanla Yahudi alimler tarfından tahrif edilmiş, bir çok eklemeler yapmış, çeşitli efsaneler karıştırılmış, adeta tarihsel bir efsane metnine döndürülmüştür. Tevrat, Hz. Musa’dan yüzyıllar sonra yazılı hale getirildiği için zaman geçtikçe tahrif hızı da artmış ve bugün elimize Eski Ahit olarak adlandırılan, yine aynı biçimlerde tahrif edilmiş Hz.Davud’a indirilmiş Zebur ile diğer İsrailoğulları peygamberlerine verilen sahifeler ve bunlara dair tefsirlerin, mektupların, ve tarihsel süreçlerin de anlatıldığı 4 bölüm halinde onlarca kitaba ulaşmıştır. İlk beş kitap ise Tora yani Tevrattır. Tevrat’ın tahrifi için hiçbir kanıt olmasa bile son kitabında, “Vahy” olunduğu Hz. Musa’nın ölümünün ve ardından tutulan yasın yeralması (Tesniye 34, 4 12) yeterlidir.

Eski Ahit Yahudiler tarafından olabildiğince tahrif edilmiş, hatta Allah’a ve O’nun peygamberlerine akıllara ziyan çirkin iftiralarda bile bulunulmuştur. Eski Ahit’e göre Allah; hırsızlık emri veren, Peygamberle güreş tutan, yenilince hile yapan, ama sonunda mağlup olan; katliam emirleri veren, söylediğini unutan, yanlış yapan, bundan pişman olan; uyku uyuyan, kıskanan, kullarına küsen bir profil çizmektedir. Yine Eski Ahit’te Allah’ın mübarek elçileri Peygamberler de; düşmanlık tohumları eken, kızkardeşleriyle evlenen, korkudan deli taklidi yapan; annesini azarlayan; Allah’a isyan eden; putlara tapan; zinakar; yalancı, katil ve daha birçok menfur fiilin sahibi gibi gösterilir. (Kur’an, Allah’a ve O’ nun Peygamberlerine yapılan bu çirkin iftiraların tamamını tahsis etmiş, son İlahi Vahy olarak korunmuş bir vaziyette elimizde bulunmaktadır.)

Tahrifler bunlarla sınırlı değil elbette. Yahudilerin tarihte birçok sıkıntılara, katliamlara ve sürgünlere uğramış oldukları bir vakıadır. Bu sıkıntılı zamanların kin, öfke ve intikam hisleri sonucunda yapılan eylemler ve yorum/tefsirler zamanla Tevrat’ın bir parçası olarak algılanmış ve bugün Hahamların fetvalarına dayanak sağlayan Yahudi Teolojisinin de temeli olan, ırkçılık ve katliam emreden bu muharref kısımlar günümüze kadar gelmiştir. Mesela bu katliam emirlerinin bulunduğu birkaç kısma bakalım:

“Ele geçen her adamın gövdesi delik deşik edilecek ve tutulan her adam kılıçla düşecek. Yavruları da gözleri önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek ve karıları kirletilecek.” (İşaya, Bab 13 / 15)

“Onların herşeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme; erkekten kadına…çocuktan, emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşğe kadar hepsini öldür…” (I. Samuel, Bab 15 / 3 )

“Ve İsrail onun mirasının sıptıdır; ismi orduların Rabbidir. Sen Benim topuzum ve cenk silahımsın; ve seninle atı ve binicisini kıracağım; ve seninle erkeği ve kadını kıracağım; ve seninle genç adamı ve erer varmamış kızı kıracağım; ve seninle çobanı ve sürüsünü kıracağım; ve seninle çiftçiyi ve çiftini kıracağım; ve seninle valiyi ve kaymakamı kıracağım.” (Yeremya, bab 51 / 19-23)

Tevrat’ın muharref olmadığına, bozulmamış bir İlahi Vahy olduğuna inanan Hahamlar Şurası’nın bu bölümlere bakarak yukardaki vahşî fetvayı vermesi çok şaşırtıcı bir şey değil.

Siyonizm, tarihi boyunca Tevrat’ın orjinali ile bir alakası olmayan insanlık dışı; ırkçı ve katliam emirleri yağdıran bu ve benzer bölümlerini şiar edinmiştir. Zaten bunu da -hahamlar fetvasında da görüldüğü gibi- açıkça deklare etmekteler. Yani sorun Yahudi teolojisinden ve onun insanlık dışı ırkçı öğretisinden kaynaklanmaktadır. Bu teoloji gittikçe cür’etkarlaşan bir terör devleti doğurmuş ve bu devlet bugün Ortadoğu’yu kana bulamakta, emzikteki bebeklere varıncaya kadar katliamlar yapmaktadır.

Kısa vadede bu çılgın gidişe bir çözüm de görünmemekte. İsrail- Filistin meselesinin tarihsel süreci göstermiştir ki bu sorunun çözümü önündeki yegane engel İsrail ve dayandığı teolojidir.

Bu konunun tarihsel sürecini ve İsrail’in bu pervasızlığını gerçekleştirebilme gücünün dayanaklarını da başka bir yazıya bırakalım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: