BOP, GOP, YOP ve Sonunda HOOOP!

Ahmet Varol

Emperyalizm uzun süredir Ortadoğu’yla ilgili projeler üretiyor. Bunları incelediğinizde hepsinin de ortasına İsrail’in yerleştirildiğini görürüz. Doğunun ortasına, Batı’daki Belfur deklarasyonuyla Skyes-Picot Anlaşması’nın meşru olmayan birlikteliğinden doğan gayr-i meşru İsrail yerleştirildi. Tohumu bu toprağa ait olmadığından ve ortaya çıkmasını sağlayan birliktelik de gayri meşru olduğundan meşrulaştırılması için gerçekleştirilen her girişim güdük kalmıştır.

Siyonist devletin meşrulaştırılması çabaları İslâm coğrafyasına en büyük ihaneti yapanlardan Enver Sâdât’ın Camp David Anlaşması’yla başladı. Ancak bu anlaşma işgalci devleti meşrulaştıramazken Enver Sâdât’ın sonunu hazırladı. 1991 Oslo görüşmeleriyle başlayan ve “barış” kavramının gölgesinde sürdürülen meşrulaştırma çabalarından da siyonist devlet istediğini elde edemedi.

Ardından bölgesel ittifak çabaları devreye girdi. Bu çerçevede fikir babalığını Şimon Perez’in yaptığı Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri Ekonomik İşbirliği Konferansı düzenlendi. Siyonist devlete 600 bin göçmen vererek onu insan potansiyeli yönünden Hitler’den daha çok besleyen Fas kralı II. Hasan bu konferansın ilk ev sahipliğini yaptı. Kendine resmiyette “emiru’l-mü’minîn” unvanı veren ve İslâm Konferansı Örgütü’nün Kudüs Komitesi başkanlığına seçilen Hasan. Kudüs’teki yahudileştirme projelerine karşı mücadele etmek için oluşturulan Kudüs Komitesi’nin başkanı Majesteleri II. Hasan, Filistin topraklarındaki yahudileştirme projelerine en çok kan pompalayan kişiydi. Zaten İslâm âleminin en önemli çıkmazı da bu tür çelişkiler, iki yüzlülükler, münafıklıklar değil midir?

II. Hasan’dan sonra II. Hüseyin devreye girdi. 1967 Haziran savaşında siyonistlerin Doğu Kudüs ve Batı Yaka’yı rahatça işgal edebilmeleri için bir gece önceden buralardaki askerlerini çeken, 1973 Kara Eylül hareketiyle işgalci siyonistleri rahatsız eden Filistinli milislerin birçoğunu öldüren kalanları da Lübnan’a göç etmeye zorlayan, böylece siyonist işgalcilere sürekli tampon devlet görevi gören, kemik kıran Rabin öldürüldüğünde ondan “kardeşim Rabin!” diye söz eden Ürdün kralı II. Hüseyin.

Teorisini siyonist tilki Peres’in geliştirdiği, Müslüman toplumların başındaki ihanet yönetimlerince de uygulamaya geçirilmesi istenen söz konusu ittifak planının içine eden bir başka siyonist lider Netanyahu oldu. Bu adam Peres’in numaralarını elinin tersiyle itip siyonizmin eski alışkanlığına dönünce söz konusu ittifak da tarihe gömülmüş oldu.

Sonra sistem ihracı teorileri gündeme gelmeye başladı. Bu çerçevede ABD Dışişleri bakanı Colin Powell “Ortadoğu’ya demokrasi ihracı”ndan söz etmeye başladı. Görünüşte Ortadoğu halklarını siyasi özgürlüklerine kavuşturma iddiasına sahip bu planın asıl amacı da siyonist işgale meşruiyet kazandırmak, siyasi özgürlükler adı verilen içi boş balonları işte bu meşrulaştırma projesiyle birlikte paketleyip Müslüman toplumlara yutturmaktı. Havadan beyaz fosfor bombalarıyla ve tahrip gücü yüksek füzelerle birlikte yağdırılan bu demokrasinin Irak’ta iki yüz bin insanın hayatına mal olduğunu hepimiz biliyoruz. Irak ve Afganistan’da yaşananlar Amerikan emperyalizminin demokrasi ihracı planının arkasında duran niyeti ortaya çıkardığından kullanılan maske gerçek yüzü gizlemede başarılı olamadı.

Demokrasi ihracına paralel olarak projeler dönemi başladı. Önce Büyük Ortadoğu Projesi (BOP). İsrail işgalini meşrulaştırma eksenli bu proje görünüşte Ortadoğu sorununa çözümler öneriyordu. Ama perde arkasında duran niyetleri çok iyi gören Filistin halkı ona pabuç kaptırmadı. Daha uygulamaya geçirilmesi yönünde bir adım atılamadan eskidiği görülünce yerine, içine taze kan pompalandığı imajıyla Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) devreye sokuldu. Ama gelişmeler hadiselerin içinde olan kitlelerin ona da iltifat etmediğini gösterdi. Filistin’de HAMAS’ın büyük bir kitlesel destekle iktidara getirilmesi bunu ortaya koyuyordu.

İşgalci saldırgan devletin son dönemdeki azgınlığı karşısında çetin bir mücadelenin ortaya çıkması üzerine telaşa kapılan ABD bu günlerde de Yeni Ortadoğu Projesi (YOP)’nden söz ediyor. Ama ABD ne kadar uğraşsa da Olmert gibi kafası çalışmayan siyonist liderler arabayı uçuruma doğru sürüklüyorlar. Bush veya halefi de sonunda “HOOOOOOP!..” demek zorunda kalacak ama araba uçurumun kenarına gelmiş ve belki yuvarlanmaya başlamış olacak.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: