Kıbrıs Meselesi ve İsrail’le “Aşk İlişkisi”

Kıbrıs çıkartmasının 25. yıldönümünü idrak ettik. Bundan önce Meclis’te tüm siyasi partilerin Kıbrıs konusunda bir ittifak sergilediklerini gördük. Ancak Kıbrıs meselesi uluslararası platforma taşınmış bir mesele olduğundan Türkiye’nin içeride siyasi platformda ittifak sergilemesi meseleyi halletmiyor. Çıkartmanın üzerinden 25 yıl geçmiş olmasına, KKTC’nin kuruluşunun üzerinden de yaklaşık 16 yıl geçmiş olmasına rağmen Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili tezinde yalnız kaldığı, hiçbir dış destek elde edemediği apaçık ortada. Yıllarca kapısını çaldığı ve kendisini de bünyesine kabul etmesi için yoğun çaba sarf ettiği Avrupa, Köln Zirvesi sonrasında Kıbrıs’ta “toplumlararası görüşmeler”in ön şartsız olarak başlatılmasını istedi. Yani Türkiye’den hiçbir ön şart ileri sürmeden masaya oturmasını isterken kendisi “toplumlararası görüşmeler” ifadesini kullanarak Rum tezini çağrısına esas alıyor, yani bir bakıma Rum tezini bir ön şart olarak kabul ediyor. Benzer bir talep de BM’den geldi.

Yakın dost olarak gördüğü ve kendisini sürekli İsrail işgal devletinin kucağına iten Amerika da sadece Kıbrıs konusunda Türkiye’ye herhangi bir baskı yapmayacağını açıklamakla yetindi. Oysa bundan bir süre önceki vaadine göre Amerika’nın Kıbrıs konusunda Türkiye’ye bir baskı yapmamakla yetinmeyerek aynı zamanda destek vermesi gerekiyordu. Çünkü ABD başkanının Ortadoğu danışmanlarından Richard Holbrooke daha önce Ankara’ya yaptığı bir ziyarette: “Kıbrıs konusunda bizim size destek vermemizi istiyorsanız, sizin de İsrail’le işbirliğinizi geliştirmeniz gerekir” demişti. Türkiye, İsrail’le her alanda işbirliğini geliştirdi. Hatta Demirel’in son İsrail ziyaretiyle aradaki ilişkiler “aşk ilişkisi” düzeyine çıkarıldı. Peki Amerika’nın desteği nerede? İsrail’le bunca işbirliğine rağmen Amerika’nın Türkiye’ye verdiği sadece Kıbrıs konusunda baskı yapmayacağı yönünde açıklama yapmak. Görüldüğü gibi Amerika, bir ülkenin haklı olduğu konuda onu geri adım atmaya zorlamamak için baskı yapmamayı bile büyük bir lütuf, büyük bir iyilik olarak kabul ettirebiliyor ve bunun karşılığında pek çok çıkar sağlayabiliyor. İşte Amerika’nın ipiyle kuyuya inmenin sonucu budur. Ancak bilmek gerekir ki, Amerika’nın baskı yapmaması Türkiye’nin Kıbrıs konusunda haklılığını ortaya koymasına imkan vermez.

Asıl önemli olan baskı yapılmamasını bir lütuf olarak görmek değil destek elde edebilmektir. Ancak Türkiye ne yazık ki, Filistin’deki Müslüman halka zulmün her çeşidini layık gören, İslam’ın oradaki kutsal mabetlerinin altını oyan siyonist işgal rejimiyle “aşk ilişkisi” olarak nitelendirdiği bir ilişkinin içine girdiği için kendini İslam dünyasında da yalnızlığa itti. İşte Kıbrıs meselesinde bu derece yalnız kalmasının en önemli sebebi kendini adeta bilerek ve isteyerek bir yalnızlığın içine itmiş olmasıdır. Bu konuda Avrupa’dan destek araması sonuç getirmeyecek bir çabadır ve böyle olduğu da şimdiye kadar edinilen tecrübelerle açıkça ortaya çıkmıştır. Amerika’nın izlediği politika da ortada. Türkiye, İsrail’le işbirliğini bu kadar ileri götürmek suretiyle İslam dünyasından da kendisi tamamen koptu. Sonuçta böylesine yalnızlığa sürüklendi ve en çok haklı olduğu bir Kıbrıs meselesinde bile kimseden destek göremiyor.

Durumun böyle olmasına ve gerçeklerin açıkça ortada olmasına rağmen Türkiye hala, İslam dünyasına sırt çevirmeyi, İsrail işgal devletiyle işbirliğini ise daha da ileri götürmeyi tercih ediyor. Şimdi de Manavgat suyunun İsrail işgal devletine satılması projesi gündemde. Siyonist işgal devleti Batı Yaka’daki Müslümanların sularını kısarken, onlara kişi başına günlük bir litre su verirken Türkiye’deki mevcut yönetim ülkemizin Manavgat suyunu işgalci siyonistlere peşkeş çekmeye hazırlanıyor. Üstelik pek çok araştırmacının ortak tespitine göre Ortadoğu bölgesinde su, önümüzdeki yıllarda petrolden daha kıymetli hale gelecek. Türkiye ise su kaynakları yönünden zengin bir ülkedir. Dolayısıyla ileride bu zenginliğini iyi değerlendirmesi mümkündür. Ama ne yazık ki bugün önemli su kaynaklarından birinin İsrail’e peşkeş çekilmesi için gayret ediliyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: