Türkiye – Suriye Gerginliğinde İsrail Parmağı

Türkiye’de bu sıralarda bütün herkes şu soruyu soruyor: “Suriye’nin PKK konusundaki tutumu on beş yıldan beridir devam ediyordu. Son günlerde olağanüstü bir tutumu veya açıklaması olmadı. Nasıl oldu da biri birden havalar ısındı ve Türkiye, Suriye’ye karşı böyle sert çıkışlar yapmaya başladı?” Hükümet yetkilileri bu konuda hala ikna edici bir açıklama yapabilmiş değiller.

Ancak basına sızan bazı haberler olayda birçoklarının da tahmin ettiği gibi İsrail ve Amerikan fitnesinin önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.

Basına yansıyan bir habere göre İsrail Savunma Bakanlığı Daire başkanı Illian Brian, geçtiğimiz Eylül ayı sonlarında Ankara’ya bir ziyarette bulunarak üst düzey yetkililerle görüştü. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de 1 Ekim 1998 tarihinde Suriye’ye karşı sert bir çıkış yaptı. Olayların perde arkasını yakalamaya çalışanlar Demirel’in bu açıklamasında adı geçen İsraillinin ziyaretinin etkili olduğuna dikkat çekiyorlar.

İsrail işgal rejimi Illian Brian’ın Türkiye’ye geçtiğimiz Eylül ayı sonunda herhangi bir ziyaret gerçekleştirmediğini ve Suriye – Türkiye gerginliğinde kendisinin hiçbir rolü olmadığını iddia ediyor. Türkiye başbakanı Mesut Yılmaz da olayın İsrail’le bir ilgisinin olmadığını bunu söyleyenlerin sadece yahudi düşmanları olduğunu iddia ediyor. Ancak gelişmeler ve gizli tutulan birtakım gerçeklerin gün yüzüne çıkması gerçeklerin bu resmi açıklamalarda iddia edilenlerden farklı olduğunu gözler önüne seriyor. Adını vermeyen bir istihbarat yetkilisi basın organlarına yaptığı açıklamada İsrail Savunma Bakanlığı yetkilisi Brian’ın Türkiye ziyaretinin gerçekleştiğini ifade ederek: “Ziyaretle ilgili belgeleri gerek görürsek kamuoyuna açıklarız. Suriye’nin PKK’ya olan desteği mutlaka kesilmeli. Ancak ilerleyen safhalarda iş değişik mecralara götürülür ve Apo yine kurtulursa o zaman belgeleri açıklarız” dedi.

Türkiye – İsrail ilişkilerinin seyri konusunda çalışmaları bulunan Fazilet Partisi Karaman milletvekili Zeki Ünal, İsrail Savunma bakanlığının üst düzey yetkilisinin Türkiye’ye yaptığı ziyaretin dikkat çekici olduğunu dile getirerek şöyle dedi: “Biz soru önergesi veriyoruz. Buna gelen cevaplarda Türk istihbaratı ile MOSSAD’ın işbirliği içinde çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor. Bunu yönetim inkar etmiyor. Suriye konusu da MOSSAD’la ilişkiler çerçevesinde düşünülürse sağlıklı sonuca ulaşılır. MOSSAD’ın planı neyse bizdekilerin planı da o olmak durumunda. Ziyaret ilginç bir nokta.”

Öte yandan Illian Brian adlı İsrailli yetkilinin Türkiye’de olduğu günlerde başbakan Mesut Yılmaz’ın Amerika’da kalmayı tercih etmesi ve bu ülkeye yaptığı ziyareti uzatması da dikkat çekici bulundu. Türkiye’den bir yetkili bu hususu yorumlarken şunları dile getirdi: “Mesut Yılmaz Türkiye’de bulunsaydı İsrail Savunma bakanlığı yetkilisi Illian Brian’la görüştüğü yönündeki iddialara hedef olacaktı. Bundan kurtulmak için seyahatini uzattı.”

Türkiye – Suriye gerginliğinde ABD ve İsrail fitnesinin rolünü açığa çıkaran bir diğer önemli gelişme ise ABD’nin Hatay’a radyoaktif silahlar soktuğuna dair haberler. Bu konuyu ise Fazilet Partisi Hatay milletvekili Mehmet Sılay gündeme getirdi. Mehmet Sılay’ın verdiği bilgilere göre 1 Ekim 1998 tarihinde Amerika, Bobo, Obragon ve Kocar adlı gemilerle 100 adet konteynır soktu. Konteynırların içinde ise ABD’nin yeni geliştirdiği taarruz silahları vardı. Verilen bilgilere göre ABD’nin soktuğu, scud füzeleri gibi rampalı, hafif, taşınabilir ve radyoaktif tesiri yüksek silahlar, 2500 adet Coni ve 600 zırhlı aracın Hatay’ın Belen geçidinin bulunduğu Amanos bölgesine ulaştırıldığı saatlerde cumhurbaşkanı Süleyman Demirel mecliste savaş çağrışımları taşıyan konuşmasını yapıyordu.

İşte bu gelişmelerin ardarda yaşanması ister istemez bir çoklarının zihinlerinde: “Acaba ABD, Türkiye’yle Suriye’yi karşı karşıya getirerek yeni geliştirdiği silahları denemeyi mi düşünüyor?” sorusunun oluşmasına yol açıyor.

Şu bir gerçek ki, Türkiye’yle Suriye’nin çarpıştırılması durumunda ABD ve İsrail’in kaybedeceği bir şey olmayacaktır. Ama Türkiye ve Suriye her ikisi de büyük kayıplar vereceklerdir. Ne yazık ki, İslam aleminin çağımızdaki en büyük baş belası olan Siyonizm ve onun en büyük destekçisi olan ABD Müslüman halklara yeni bir kuyu kazıyorlar. Bu kuyu karşısında herkesin oldukça duyarlı olması ve siyonistlerin bu çirkin fitnelerinin amacına ulaşmasını önleyebilmek için gereken her şeyi yapmaları zorunludur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: