Türkiye – İsrail Askeri İşbirliği

Türkiye – İsrail askeri işbirliği anlaşmasına gerekçe olarak ileri sürülen iddialar:

1.İsrail ordusunun bölgenin en güçlü ordusu olması.

2.Yunanistan ve Suriye’ye karşı Türkiye’ye avantaj sağlayacağı beklentisi.

Bunlara cevap:

1.İsrail ordusu sanıldığı gibi güçlü değildir. Bunun en bariz örneği 1968 Kerâme savaşıdır. İsrail, Doğu Şeria olarak adlandırılan ve hâlen Ürdün’ün elinde olan Doğu Yaka’nın Kerâme bölgesine yerleşen ve İsrail hedeflerine yönelik saldırılar düzenleyen Filistinli 400 mücâhide karşı 1968’de 15 bin askerle bir saldırı düzenledi. O zaman el-Kerâme’nin yönetimi Ürdün’ün elinde olmasına rağmen Ürdün ordusu bu kasabayı savunmak için hiçbir direniş göstermedi. Ancak Filistinliler kahramanca savunmada bulunarak İsrail askerlerini geri çekilmeye zorladılar. Tarihe Kerame Savaşı diye geçen bu çarpışmada İsrail kuvvetleri önemli kayıplar verdiler. Yom Kippur Savaşı olarak bilinen Ekim 1973 savaşında da İsrail kuvvetleri herhangi bir başarı elde edemediler. Bunun yanı sıra 1987’den buyana sürmekte olan intifada karşısında İsrail’in acziyete düşmesi ve Arafat‘ı devreye sokarak intifadaya onun vasıtasıyla son verme çabası içine girme gereği duyması da İsrail ordusunun acziyetini gösterir. Bu iddiaya karşı: “Peki 1948, 1967 savaşlarında İsrail’in, geniş bir alanı işgal etmesini ve 1982’de başkent Beyrut dahil Lübnan’ın büyük bir bölümünü işgal etmesini neye bağlıyorsunuz?” denilebilir. Bu savaşları İsrail kendi gücüyle değil çevredeki Arap ülkelerinin başına musallat edilen yönetimler sayesinde kazanmıştır. Örneğin 1948’de yahudiler BM’nin 181 sayılı Genel Kurul kararıyla kendilerine verdiği toprakları genişletmek amacıyla başlattıkları savaşta Filistinli mücâhidler büyük direniş gösterdi ve yahudilerin daha önce işgal etmiş olduğu toprakların bile bir kısmını ellerinden aldılar. Ancak Glop Paşa adında bir İngiliz paşasının komutasındaki Ürdün birlikleri Filistin topraklarına girerek: “Biz düzenli bir ordu olarak olaya müdahale ettik. Sizin elde ettiğiniz bölgeleri bizim kontrolümüze vermeniz gerekir” diyerek mücâhidlerin kontrolündeki bölgeleri alarak yahudilere teslim ettiler. Bu, 1948 savaşıyla ilgili bütün tarihi kaynaklarda kayıtlıdır. 1967 Haziran savaşına gelince: Bu savaş İsrail’in 5 Haziran 1967 sabahı Mısır’a saldırmasıyla başladı. İsrail uçakları önce Akdeniz üzerinden Mısır’ın batı tarafındaki hava alanlarını bombalayarak üç saate yakın bir süre içinde 300 kadar Mısır askeri uçağını yerde imha ettiler. İsrail uçaklarının bu saldırı esnasında Akdeniz’deki Amerikan filosundan ikmal yaptıkları ileri sürülmüştür. Bunun yanı sıra şifahi birtakım rivayetlerde, Mısır hava kuvvetlerine sızmış ve üst düzey görevlere kadar yükselebilmiş bir İsrail ajanının bir önceki gece Mısır hava kuvvetlerinde çalışan bütün pilotlara içkili ziyafet verdiği ve gece sabaha kadar onları eğlendirdiği, sabaha doğru pilotların dinlenmek üzere evlerine çekilmelerinden sonra da gizlice İsrail’e kaçtığı ifade edilmektedir. İsrail uçaklarının 5 Haziran sabahı erken saatlerde başlattıkları saldırıda hiç bir direnişle karşılaşmamaları ve Mısır radarlarının dinlenmeye çekilmiş olmaları söz konusu rivayeti doğrulamaktadır. Mısır’ın bütün askeri uçaklarını üç saatlik bir süre içinde daha yerdeyken imha eden İsrail hemen ardından Gazze bölgesine ve Sina yarımadasına doğru karadan ve havadan saldırıya geçti. Mısır askerleri bu saldırı karşısında ciddi bir direniş göstermeden Gazze’yi ve Sina’yı İsrail’e teslim ettiler. Bu olayda zamanın Mısır devlet başkanı Cemal Abdünnasır’ın bir ihanetinin de söz konusu olduğu ileri sürülmektedir. İşin ilginç bir yanı ise İsrail’in Mısır’a saldırıda bulunduğu sırada benzer bir saldırıyla karşı karşıya gelecekleri kesin olan Ürdün, Suriye ve Lübnan’ın İsrail’i doğudan ve kuzeyden sıkıştırmamaları oldu. Bu üç ülke eğer doğudan ve kuzeyden bir saldırı başlatmış olsalardı İsrail hiçbir hareket fırsatı bulamayacak ve belki de bu savaş İsrail’in sonu olacaktı. Oysa bu üç ülkenin sessizliğinden yararlanan İsrail Mısır’ı etkisiz duruma getirdikten ve Süveyş kanalına kadar olan bütün toprakları ele geçirdikten sonra Ürdün ve Suriye tarafına yöneldi. Bu ülkeler tarafından da ciddi bir direnişle karşılaşmayan İsrail kuvvetleri Ürdün’den Batı Yaka‘yı Suriye’den de Golan tepelerini işgal ettiler. O zaman Suriye hava kuvvetleri komutanı ve genel kurmay başkanı olan Hafız Esed’in devlet başkanı olma emelini gerçekleştirmek için ABD ile anlaşarak Golan tepelerini bile bile teslim ettiği ileri sürülmüştür. Golan tepelerinin coğrafi konumu ve stratejik durumu göz önüne getirildiğinde bu iddiaya hak vermemek mümkün değil. Sukutu’l-Golan (Golan Tepelerinin Düşüşü) adlı kitap da bu yöndeki iddiaları doğrulamaktadır. Hal böyleyken İsrail askerlerinin son yıllarda moral yönünden büyük bir çöküntü içinde olduğu, bu yüzden aralarında uyuşturucu kullanımının arttığı hatta bazılarının uyuşturucu alabilmek için silahlarını sattıkları bizzat İsrail kaynaklarında dile getirilmektedir. Hatta bazı askerler silahlarını satarak uyuşturucu almaktan dolayı mahkum edilmişlerdir.

2.Yunanistan ve Suriye karşısında İsrail’in Türkiye’ye destek sağlayacağı beklentisi boş bir beklentidir. a.Birinci olarak İsrail’in Yunanistan’la dostluğu Türkiye’yle olan dostluğundan önce gelir. Yüce Allah da şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse o onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.” (Maide, 5/51) Siyâsi gelişmeler de zaten ortadadır. Bunun yanı sıra şunu da bilmek gerekir ki, İsrail’in arkasında duran güç ABD’dir. ABD’nin Yunanistan’a yakınlığını Türkiye’ye olan yakınlığına tercih ettiği 1974 Kıbrıs savaşında ve müteakip gelişmelerde görüldü. b.İsrail şu anda Suriye’yi “Yeni Ortadoğu Düzeni” teorisi adıyla bölgede hâkim kılınmak istenen ve İsrail’in üstünlüğünü esas alan teoriyi kabullenmeye ve bunun için barış anlaşmasına imza atmaya zorluyor. Çünkü Suriye olmadan bu labirentin tamamlanması mümkün değildir. Suriye’nin böyle bir şeyi kabullenmesi durumunda İsrail’in Suriye’ye karşı Türkiye’ye destek sağlayacağını beklemek kuru bir beklenti olur. İsrail için şu anda önemli olan Suriye’ye baskı yapılmasını sağlamaktır. Türkiye ile Suriye arasındaki ikili problemleri de bu yüzden değerlendirmek istiyor. İşte şu anda Türkiye’yle askeri işbirliği anlaşma imzalamasının arkasında da bu hedef vardır. Yani bu anlaşma Türkiye’nin değil daha çok İsrail’in amaçlarına yarayacak bir anlaşmadır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: