Önce Mescidi Aksa

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyuruyor: “Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa‘ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir.” (İsra, 1) Ebu Hureyre (r.a.)’nin rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte de Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “(İbadet kastıyla) yolculuk ancak şu üç mescidden birine yapılır: Mescidi Haram’a, benim şu mescidime ve Mescidi Aksa‘ya.” (Bu hadisi Buhari rivayet etmiştir.)

Evet. Mescidi Aksa ilk Müslümanlara kıble olmuş ve Yüce Allah’ın çevresini mübarek kıldığını bildirdiği önemli ma’bedlerden biridir. Mescidi Aksa’yı bağrında barındıran Kudüs şehrinin Müslümanlar nazarındaki önemi de az değildir. Çünkü Yüce Allah’ın yukarıda verdiğimiz âyetinde geçen: “Çevresini mübarek kıldığımız” ifadesindeki “çevre” ile bu şehir ve etrafı kastedilmektedir.

Bilindiği üzere uluslararası platformda “Ortadoğu sorunu” diye adlandırılan sorunun özünü Filistin meselesi oluşturmaktadır. Bu mesele yıllardan beri Arap-İsrail anlaşmazlığının da çekirdeğini oluşturmuştur. Bugün dillerde bir “Ortadoğu barışı” tabiri dolaşıyor. Hatta eski “Ortadoğu sorunu” tabirinin yerini bu tabir alıyor gibi. Ancak gerçekleştirilmesi istenen barışın ne derece kalıcı ve güven verici olabileceğini kestirmek için hangi temellere oturduğuna ve hangi sorunları çözüme kavuşturduğuna bakmak gerekir.

Şunu öncelikle belirtelim ki, nasıl “Ortadoğu sorunu”nun özünü Filistin meselesi oluşturuyorsa Filistin meselesinin özünü de Kudüs ve Mescidi Aksa meselesi oluşturmaktadır. Filistin meselesini bütün boyutlarıyla inceleyebilen ve akılcı bir bakış açısıyla değerlendirebilen herkesin bu gerçeği görmesi mümkündür.

Kudüs ve Mescidi Aksa sorununu göz önüne getirmeyen, bu sorunu görmezlikten gelen bir anlaşmanın uzun ömürlü ve güven verici olabileceğini düşünmek aşırı iyimserlik olur. Meselenin özüne bir çözüm getirmeden kenar köşeyle ilgili olarak üretilen çözümlerin ne kadar bir ömrünün olacağını tahmin etmek zor değildir. Hatta öze çözüm getirmeyen kenar köşeyle ilgili anlaşmalar meseleyi daha da çetrefil ve içinden çıkılmaz bir duruma sokar. Kalpte şiddetli bir rahatsızlığın bulunduğu bir sırada parmaklardaki yarayı sarmak acaba bedeni kurtarmak için yeterli olabilir mi? Bedenini tehdit eden rahatsızlık kalbinde olan bir hasta önüne getirildiği zaman mesleğinin eri olan doktorun yapacağı önce kalbi tedavi etmenin yollarını araştırmaktır. Birisi kalkıp: “Önce parmaklarını tedavi edelim” diyecek olursa tehlikenin farkında olan doktorlar bu söze sadece güler ve asıl yapılması gerekenin önce kalbi kurtarmak olduğunu ifade ederler. İşte biz de Filistin meselesi açısından aynı şeyi söylüyor ve Mescidi Aksa ve Kudüs konusunun Filistin meselesinin kalbi niteliğinde olduğunu vurgulayarak: “Önce Mescidi Aksa, Önce Kudüs” diyoruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: