Kararlılığın Yararı

Siyonist terör örgütlerinin 10 Nisan’da Mescidi Aksa’ya baskın düzenleme hazırlığı yaptıklarına dair haberi Türkiye’de ilk olarak biz 8 Mart 2005’te Web sitemizde (www.vahdet.com.tr) yayınladık. Bazı haber portalları ve Web siteleri aynı haberi değerlendirerek konuya dikkat çektiler. Bu konuda özellikle http://www.habervakti.com ve http://www.aksanews.com portallarına müteşekkiriz. Gazetemizin yazarlarından Sayın Dilipak da konuyla büyük bir hassasiyetle ilgilenmiş ve mutlaka tepki gösterilmesi gerektiğini değişik vesilelerle dile getirmişti. Kendisine bu duyarlılığından dolayı minnettarız.

Aslında girişim 10 Nisan Pazar günü zuhur ettiğinden çok daha büyük planlanmıştı. Başlarını Revava’nın çektiği Siyonist terör örgütlerinin hedefleri büyüktü. Başta gizli yürüttükleri hazırlıklarını Müslümanların nabızlarını yoklamak, tepkilerini ölçmek amacıyla belirledikleri tarihten bir ay önce basına sızdırdılar. Bir yandan da göz korkutmak ve Müslümanları pasifize etmek için çok büyük bir kalabalık toplayacakları imajı vermeye çalıştılar. Bu arada İsrail polisi ve istihbarat teşkilatı da Mescidi Aksa’yı korumanın çok zor olacağını, bazı “aşırı” yahudi gruplarının çok büyük bir hazırlık yaptıklarını bildirerek psikolojik savaşa ve toplumu yönlendirme çabalarına katkıda bulunmaya çalıştı.

Gerek siyonist terör örgütlerinin ve gerekse onların arkalarında duran işgalci devletin psikolojik yıpratma çabaları etkili olmadı ve Müslümanlar büyük bir kararlılıkla Mescidi Aksa’yı korumak için her türlü fedakârlığa hazır olduklarını göstermek amacıyla daha Cuma gününden oraya toplanıp itikâfa girmeye başladılar. İsrail polisinin bütün engellemelerine, Batı Yaka ve Gazze kimliklileri hiç sokmamasına, Kudüs kimliklilere de kırk yaşı geçmiş olma şartı getirmesine, sadece kadınları ve 1948’de işgal edilmiş bölgede ikamet edenleri bu yaş sınırlamasından muaf tutmasına rağmen Mescidi Aksa’da kısa sürede büyük bir kalabalık toplandı.

Buna karşılık yahudi cemaatleri haftalar öncesinden hazırlık yapmalarına, bütün yahudi yerleşim merkezlerine afişler asmalarına, her tarafta el ilanları dağıtmalarına rağmen hedefledikleri kalabalığın onda birini bile toplayamadılar. Bunda Müslümanların kararlılığının elbette büyük rolü oldu. Yani onlar Müslümanları medya yoluyla psikolojik yönden etkilemeye çalışırken, Müslümanların kararlılıkları onlara karşı psikolojik savaş etkisi göstermişti. İsrail polisi de her halde “bu kadarcık çapulcudan bir şey çıkmaz” diyerek Mescidi Aksa’ya yürümeye kalkışan “aşırı” yahudileri engelledi. Bazılarını daha Doğu Kudüs’e girmeden durdurdu. O meşhur fötrleriyle şecaat arz etmeye kalkışan hahamları bile yaka paça tutup götürmek zorunda kaldı. Şaron da son dakikalara kadar bekledi ve toplananların üç beş çapulcudan ibaret olduğunu, onları da polisin durdurmak zorunda kaldığını anlayınca “artık bir şey çıkmaz” diyerek uçağına atlayıp Amerika’ya gitti.

Ne var ki Mescidi Aksa için risk ortadan kalkmış değil. Revava örgütü şimdi ‘Mesih’in gelmesi için Mescidi Aksa’nın yıkılıp yerine Siyon mabedinin inşa edilmesi gerekir’ diye bir inanç prensibi uydurmuş ve bunu yahudi göçmenlere kabul ettirmeye çalışıyor. Siyonistler arasında yirmiden fazla sırf Mescidi Aksa’yı yıkıp yerine Siyon mabedini diğer isimlendirmeyle Süleyman Heykeli’ni inşa amacına yönelik kurulmuş örgüt var. Bu örgütlerin mensupları sayıca çok değil. Ama bir bakıma İsrail’in derin devletini oluşturuyorlar. Birçoğunun başında emekli generaller ve diğer emekli subaylar var. Bazılarının liderleri de aşırı saldırgan görüşleriyle tanınan hahamlar.

10 Nisan planlarının balon çıkmasından rahatsız olan hahamların daha sonra asıl hazırlıklarını gelecek aya bıraktıklarına dair açıklamalar yaptıkları bazı söylenti haberlere yansıdı. Bu tür haberler sözünü ettiğimiz örgütlerin Mescidi Aksa konusunda Müslümanları tacize devam edeceklerini gösteriyor. Resmi ağızlar da Mescidi Aksa’yı bir başka yoldan işgal etmek için çaba harcıyorlar. Örneğin İsrail cumhurbaşkanı Pazar günkü olaydan sonra yaptığı açıklamada, el-Halil’deki Hz. İbrahim Camisi’nde olduğu gibi Mescidi Aksa’nın da bir bölümünün yahudilere tahsis edilmesini ve böylece onların da orada toplu ibadet yapabilmelerini istedi. İşgalcilerin çeşitli hileler ve saldırılar yoluyla Hz. İbrahim Camisi’nin üçte ikisini yahudi mabedine dönüştürdükleri ve şimdi Müslümanların orada namaz kıldıkları esnada yahudilerin de boynuz çalarak, sallanarak, yüksek seslerle topluca bağırarak ritüellerini icra ettiklerini hatırlatalım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: