Demografik ve Etnik Açıdan Kudüs

1492’de İspanya yahudileri bu ülkeyi terk etmeye zorlandıklarında Kudüs‘te sadece birkaç yüz yahudi yaşıyordu. İspanya’dan sürüldükten sonra hiçbir Avrupa ülkesinin kabul etmemesi dolayısıyla Osmanlı devletine sığınan yahudilerin geneli İstanbul, İzmir ve Selanik’e yerleşmişlerdi. Ancak bunlardan bazıları daha sonra Doğu Arap beldelerine yerleştiler. Onlardan da 130 aile Kudüs‘teki yahudilere katıldı. Bu 130 ailenin yerleşmesinden sonra bu şehirdeki toplam yahudi sayısı 1500’e çıktı. Sonra Osmanlı devletinin müsamahasından yararlanan bazı yahudiler Kudüs’e göç etmeye devam ettiler. Londra’da 1904’te yayınlanan Yahudi Ansiklopedisi’nin verdiği bilgilere göre 1522’ye gelindiğinde Kudüs’teki yahudi aile sayısı 1300’e çıktı. Yahudiler bu topraklara yerleşmede Osmanlı devletinin kendilerine sağladığı ibadet hürriyetinden yararlanıyorlardı. Oralardaki kutsal mekanları ziyaret etmek için gelen bazı yahudiler daha sonra buraları terk etmiyorlardı. Ancak 1897 Basel kongresinden sonra Siyonizmin bir ideoloji haline getirilmesi ve dünyanın değişik topraklarına yayılmış durumdaki yahudilerin Filistin topraklarına toplanmaları için çalışılması kararı alınınca o zamanki Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid yahudilerin Filistin topraklarına yerleşmelerini engellemek amacıyla çeşitli tedbirler aldı. II. Abdülhamid 1900 yılında bir bildiri yayınlayarak bütün yabancı devletlerin temsilcilerine şöyle bir tebliğde bulundu: “Yahudi hacılarının Filistin’de üç aydan fazla kalmalarına müsaade edilmeyecektir. Bunlar Filistin topraklarına girerken pasaportlarını girdikleri liman kapısında bulunan Babıali görevlilerine teslim edecekler ve bu görevlilerden oturma izni alacaklardır. Bu üç aylık zaman içinde memleketi terk etmeyenler zorla sınır dışı edileceklerdir.” II. Abdülhamid, 1901 yılında da yahudilerin Filistin’de herhangi bir yer satın almalarını yasaklayan bir emirname yayınladı.

II. Abdülhamid’in 1908’de tahttan indirilmesinden sonra yahudi göçü nispeten kolaylaştı. 1918’de İngilizlerin buraları işgal etmesinden sonra ise onlara bütün kapılar açıldı. İngilizler Kudüs’ü işgal ettiklerinde şehrin nüfusu 43 bin kadardı. Bunların 10 bin kadarı yahudiydi ve bu sayıyla şehir nüfusunun % 23’ünü oluşturuyorlardı. Aynı tarihte tüm Filistin’de ise 56 bin yahudi yaşıyordu ki, bu sayıyla o zaman 664 bin nüfusa sahip olan Filistin’deki oranları % 8.4’ü buluyordu.

İngiliz işgalinden sonra yahudilere kapıların açılması dolayısıyla genelde bütün Filistin’de özelde kutsal Kudüs şehrinde yahudi nüfus artmaya başladı. 1922’ye gelindiğinde Kudüs’ün nüfusu 62 bin 578’i bulmuştu ve bunların 33 bin 971’i yahudiydi. 1945’te şehrin nüfusu 157 bine çıktı ve bunun 97 bini yahudiydi. Yahudiler daha çok şehrin Batı kesiminde yoğunlaşmışlardı. 1948’de İsrail’in kurulması ve Batı Kudüs’ü işgal etmesiyle birlikte bu kesimde yaşayan Arap asıllılar göçe zorlandı. Dolayısıyla bu kesimdeki yahudi nüfus oranı kısa sürede % 80’e çıktı. 1967’de Doğu Kudüs’ün de işgal edilmesi üzerine göçe zorlama uygulamaları bu kesimde de başladı. Bundan dolayı Doğu Kudüs’te hızlı bir nüfus düşüşü yaşandı ve işgalin ardından bu kesimdeki nüfus 65 bin 900’e düştü. Bu tarihte tüm Kudüs’te yaşayan yahudi sayısı ise 190 bin civarındaydı. Aynı tarihte Doğu Kudüs’ten zorla çıkarılan Arap asıllıların sayısı ise toplam olarak 75 bini bulmuştu.

Resmi rakamlara göre 1992’de Kudüs’ün nüfusu 544 bin 200’ü bulmuştu. Bu nüfusun % 28’ini Arap asıllılar, % 72’sini yahudiler oluşturuyordu. Arap asıllı nüfusa hıristiyanlar da dahildi. Yani izlenen “yahudileştirme” politikasıyla yahudilerin oranı tüm Kudüs’te % 72’ye çıkarılmıştı. Sadece Doğu Kudüs’te ise Arap asıllıların oranı yaklaşık % 45 – 50 kadardı.

Kudüs’te Ticaret ve SanayiGerek tarihi ve kültürel zenginlikleri, gerekse vahye dayanan dinlerdeki önemi dolayısıyla Kudüs pek çok kişinin ziyaret ettiği bir şehirdir. Bu şehirdeki tarihi ve kutsal mekanları ziyaret amacıyla her yıl akın akın turist gelir. Şehrin turistik ve dini önemi ticari yönden de bir canlılık kazandırmaktadır. Bu yüzden siyonist işgal yönetimi bu şehirden önemli miktarda turistik gelir sağlamaktadır.

Arap asıllıların yoğun olduğu Doğu kesimde daha çok un fabrikaları, zeytinyağı fabrikaları, dokuma ve konfeksiyon atölyeleri vs. gibi küçük sanayi tesisleri bulunmaktadır. Batı kesim ise sanayi yönünden daha gelişmiştir. Şehrin çevresi verimli tarım alanlarıyla kaplıdır. Bu alanlarda her türlü sebze üretilir. Şehri kuşatan yeşil alanlarda ayrıca oldukça verimli zeytin bahçeleri bulunmaktadır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: