İsrail Camileri Barlara, Müzelere ve Kumarhanelere Dönüştürüyor

srail’in Filistin’deki camileri sürekli baskı altında tutmaya
çalıştığından giriş yazısında söz etmiştik. Bu yazıda da barlara,
müzelere, kumarhanelere ve benzer mekânlara dönüştürülen camilerden,
mescitlerden ve diğer İslâmi vakıf mülklerinden söz edeceğiz.
Uluslararası haber ajanslarından Quds Press, İsrail’in İslâmi vakıf
mülkleriyle ve mabetlerle ilgili uygulamaları hakkında bir rapor
hazırladı. Rapora göre İslâmi tarihi mekânlara ve mabetlere tecavüzler
İsrail’in kuruluşuyla birlikte başladı. İsrail, 1950’de çıkardığı ve
Kayıp Kişilerin Mülkleri Kanunu adına verdiği bir kanunla İslâmi vakıf
mülkleriyle ilgilenme işini Kayıpların Mülkleriyle İlgili Kayyımlık
adını verdiği komisyona verdi. Bu, İslâmi vakıf mülklerinin kayıp
kişilere ait mülkler olarak değerlendirilmesi anlamı taşıyordu. Daha
sonra bu kanunun 3. maddesinde değişiklik yapılarak söz konusu
kayyımlığın İslâmi vakıf mülklerini sadece İsrail ekonomisine katkıda
bulunmak amacıyla istimlak edebileceğine dair açıklama getirildi. Öte
yandan 1977 tarihli İsrail Ceza Kanunu mukaddes mekânlara yönelik
tecavüzlere ağır cezalar getirirken, bu cezalar İslâmi mukaddes
mekânlara yönelik tecavüzlere karşı işletilmedi. Bu konuda gösterilen
gevşeklik ve vurdumduymazlık İslâmi mukaddes mekânların birçok kez
saldırıya maruz bırakılmasına ve kirletilmesine yol açtı. Bu saldırılar
sadece kişiler eliyle yapılmadı. Aynı zamanda çeşitli komisyonlar
vasıtasıyla da gerçekleştirildi. Birçok camiye el konularak değişik
amaçlarla kullanılmaya başlandı. İşte bunlardan birkaç örnek: Kuzey
Hittin köyünün camisi civardaki bir bir kibbutch’un (genel çiftliğin)
sığırları için ahır olarak kullanılmaktadır. el-Aksa Cemiyeti’nin
başkanı Kâmil Reyyân söz konusu camiyi temizlemek ve içinde namaz
kılmak amacıyla 9 Mayıs 1992 tarihinde civarında bir günlük bir kamp
kurmak istedi. Kendilerine haber verilenler belirtilen gün, erken
saatlerde kamp yerine geldiler. Ancak temizlemek istedikleri Kuzey
Hittin Camisi’nin çevresinde kalabalık bir polis grubunu ve İsrail
sınır güvenlik kuvvetlerini karşılarında buldular. Öte yandan ahır
olarak kullanılan caminin etrafına da tel örgü çekilmişti. Akdeniz
sahilinde, Hayfa ile Nitanya şehirlerinin arasında bulunan Kaysâriyye
köyünün camisinin bir bölümü lokanta ve kumarhaneye dönüştürüldü. Bi’ru
Sebu’ Camisi müzeye dönüştürüldü. Aynu Havd camisi, içinde kumar da
oynatılan kahvehaneye dönüştürüldü. el-Maliha köyünün camisi yahudi
sinagoguna dönüştürüldü. Taberiye’deki iki büyük cami kasıtlı olarak
kapalı tutulmaktadır. Her iki cami de içine atılan çöplerle, artıklarla
dolmuştur. Taberiye belediyesi bunlardan el-Bahri camisini tamir ederek
belediye müzesi haline getirmek istemektedir. Yafa (Tel Aviv)
camilerinden birisi ve Tayeretu’l-Kermel camisi yahudi sinagoguna
dönüştürülmüştür. el-Halil‘deki
Hz. İbrahim Camisi’nin bir bölümünün yahudi sinagoguna çevrildiğinden
ve sinagoga çevrilen kısmın 25 Şubat 1994’te gerçekleştirilen büyük
katliamdan sonraki tadilatta genişletildiğinden daha önceki
sayılarımızda söz etmiştik. İsrail’in bu tür uygulamaları sadece
camilere ve mescitlere özel değil. Bunun yanı sıra Müslüman
kabristanları ve tanınmış Müslüman önderlerin türbeleri de bu
saygısızlıktan nasibini alıyor. Örneğin Süheyl Hasan Şükri adında biri
İstiklâl vakfının mütevelli heyet başkanı sıfatıyla, İsrail İskân
bakanlığıyla Hayfa’daki İstiklal kabristanın beş dönümlük kısmının
istimlak edilerek üzerinde 150 yerleşim birimi, 7 dükkan, 150 m2
genişliğinde bir kulüp, 2 adet çocuklar için spor salonu yapılmasına
imkân veren bir anlaşma imzaladı. Anlaşma karşılığında vakfa ayrılan
pay da 4 dükkan, 12 yerleşim birimi, kulüp ve bir spor salonu. Bunun
yanı sıra Seleme ve Ummu Reşreş kabristanlarının tamamı istimlak
edilerek üzerlerine evler inşa edildi. Ayrıca Ebu Hureyre (r.a.)’nin
türbesi müzeye, Temim ed-Dâri (r.a.)’nin türbesi ahıra, Hz. Sekine
(r.anha)’nın türbesi de çeşitli çirkin işlerin işlendiği eğlence yerine
dönüştürüldü. Mabetlerin ve kutsal mekânların böyle amacı dışında ve
oraların kudsiyetine ters düşecek bir şekilde kullanılması üzerine
İsrail yönetimi tüm İslâmi vakıfların mülklerini araştırmak amacıyla
komiteler oluşturdu. Fakat bu da bir sonuç getirmedi. el-Aksa Cemiyeti
başkanı Kâmil Reyyan İsrail televizyonunun 14 Ekim 1994 tarihinde
yayınladığı bir programda bu komitelerin üyelerinin tümünün İslâm
düşmanlıklarıyla tanınan veya casusluk yaptıkları konusunda haklarında
şüphe bulunan kimselerden oluştuğunu ifade etti. İslâmi mukaddes
mekânlara ve mabetlere yönelik bütün bu saldırılara karşı 1948’de işgal edilmiş olan Filistin
topraklarındaki Müslümanlardan bir grup bu mekânları korumak ve
oraların İslâmi kimliklerine kavuşturulması için açılan davaları takip
etmek üzere el-Aksa Cemiyeti adında bir cemiyet kurdular. Adından
yukarıda da söz ettiğimiz bu cemiyet son zamanlarda bölgedeki İslâmi
vakıf mülklerinin yerlerini, özelliklerini ve alanlarını belirlemek, bu
yerlere ulaşılmasında yardımcı olacak haritalar ve planlar çıkarmak
amacıyla bir Araştırma ve Planlama Merkezi de kurdu. Merkez İslâmi
vakıf mülklerini korumak ve tamir etmek amacıyla çeşitli projeler de
geliştiriyor ve imkân buldukça bu projeleri uygulamaya çalışıyor.

About these ads

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: